“Muse – Uprising” ile geri döndü…

Kendilerinden uzun zamandır ses çıkmamıştı.Son albümleri “Black Holes and Revelations” ile yakaladıkları muazzam başarıyla bir anda dünya Alternatif-rock piyasasının en gözde grupları arasında kendini bariz olarak göstermeyi başarmıştı “Muse”.
1994 İngiltere-Devon çıkışlı üç kişiden oluşan bu grup “Matthew Bellamy” nin kendine has soloları,şarkı sözlerinde yer alan çarpıcı ahenk ve müthiş sahne performansıyla müzik hayatında emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde yayınladıkları son albümleri “The Resistance” ile suskunluğunu bozan İngiliz grup albümden yayınladıkları ilk single’ları “Uprising” ile sağlam bir dönüşe imza atacağa benziyor.Muse fan larının uzun bir süredir beklediği albüm beklentileri karşılayıp,”Black Holes and Revelations” ın başarısını yakalayabilecek mi bilinmez ama ilk single “Uprising” in çok sağlam olduğu gerçeği de ortadadır.
Albümün track listi şöyle ;
 

1. Uprising
2. Resistance
3. Undisclosed Desires
4. United States of Eurasia + Collateral Damage (b-side?)
5. Guiding Light
6. Unnatural Selection
7. Mk. Ultra
8. I Belong To You (+Mon Coeur S’Ouvre A Ta Voix)
9. Exogenesis: Symphony Part I (Overture)
10. Exogenesis: Symphony Part II (Cross Pollination)
11. Exogenesis: Symphony Part III (Redemption)

 

Bu da “Uprising”  in live versiyonu ;

Yorum yok

Kurgusal melankoli

the_sky_is_a_dream_by_foureyes 

Ölümle yaşam arasında biryerde

Sen vardın yine zihnimde

Belleğimin en kuytu yerinde

Ses verdin yine en derin hislerime

Belkide olanlar ilgisizdi senle

Yaşananlar da alakasız seninle

Zaten ortada yoksun sende

Kurgusallığım tuttu yine kendimce

Bu bir düş elbet benim ezberimde

Sayıklamalarsa çığlığım kalan gecede

Aradan geçen yıllar artsada takvimde

Seceren kabarık her daim benim beynimde

Senden bana kalan bu gecede

Güzel bir anı sadece zihnimde

Bu böyle bilinir benim kendimce

Söylenir  ama bitmez yazdığım her hecede …

 

 

Yorum yok

90' lardan esintiler …

13508035_400x400

 

Birçok şey yazılabilir bu dönemle ilgili aslında,yaşam tarzı,ekolleri,hayat görüşleri açısından.Ben ise bu yazımda ayrı bir paragraf başı yaparaktan 90’ların bana göre en iyi 10 film müziğini ortaya çıkarmaya çalıştım.

 
 Yaklaşık  “ 1000 ” film arasından kendimce bir liste yapıp onlar arasından en iyi “ 10” u seçmeye çalıştım.Ortaya  90 ‘lardan herkesin zihninde kalan filmlerin en iyi “ 10 “soundtrack’i  listesi çıktı.Benim için 90 lardaki tüm filmler arasından kendini sıyıran ve akıllarda kalan ” best of 90’s soundtrack “  listesi sıralamasız olarak şöyledir ;
 
 

-          FİGHT CLUB  – Placebo – Where is my mind

-          LEON – Sting – Shape of my heart

-          DON JUAN DE MARCO – Bryan Adams –  Have you ever loved a women

-          THE BOUDYGUARD  – Whitney Huston – I will always love you

-          JERRY MAGUİRE  – Bruce Springsteen – Secret Garden

-          NOTHİNG HİLL – All Green – Ain’t no sunshine

-          ROBİN HOOD  – Bryan Adams – Everything I do

-          TİTANİC – Celine Dion – My heart will go on

-          ARMAGEDDON – Aerosmith – Dont want to miss a thing

-          DANGEROUS MİNDS – Coolio – Gangsta’s paradise

+ 3 Bonus ;

-          GHOST  – Righteous Brothers – Unchained melody

-          CİTY OF ANGELS – Sarah McLachlan – Angel

-         CRUEL İNTENSİONS – The Verve – Bitter sweet symphony

Bunlar bende 90′lardan kalan tınılar dahada ekleyebiliriz aslında , bu liste değişir ve tamamen sırasızdır …

My suggestions for 90’s movie songs ;
 


MusicPlaylistRingtones
Create a MySpace Playlist at MixPod.com

 

Dinlenir !!!

“Dipnot” : Müzik player’dan tüm şarkıları dinleyebilir,isterseniz otomatik çalma ünitesini kapatıp,kendinize göre ayarlayabilirsiniz…

 

Yorum yok

Chris de Burgh – Footsteps

Arjantin asıllı İrlandalı müzik tarihinin en önemli müzisyenlerinden biri olan “Chris de Burgh” son albümü “Footsteps” ile geri döndü.
Romantik müziğin bir bir numaralı isimlerinin başında gelen “Chris de Burgh”, Dublin ‘de okurken başladığı müzik kariyerine “Supertramp” grubuyla giriş yapmış ve daha sonraları ise solo olarak devam etmiştir.Birçok başarılı albüm yayınlayan İrlandalının bende yer eden şarkılarının başlıcaları “The traveller” ,”Lady in red” ,”Eastern wind” gibi döneme damgasını vurmuş slow şarkılardır.
Son olarak yayınladığı albümü “Footsteps” ile uzun bir süre sonra tekrar karşımıza çıkan “Chris de Burgh” albümle ilgili şunu söylüyor ;

“ Albümü yapmaya şarkı listesini hazırlayarak başladık.Yüzlerce şarkı vardı fakat bazılarını elemek zorunda kaldım.Bence hepsi mükemmel ve hepsinin benim için anlamı çok büyük.İki yeni şarkı , “First Steps” ve “Footsteps” hayallerimi, özlemlerimi ve müzik hayatıma umut dolu başlangıcımdan bugünlere gelişimi anlatıyor.”
Albüm klasik “Chris de Burgh” ün yansıması olan “16” oluşuyor.Albümün yeni ve eski şarkıları dinlemeye değer.

Albümün track list’ine gelince ;

1. First Steps
2. Turn Turn Turn
3. The Long And Winding Road
4. Africa
5. Without You
6. Where Have All The Flowers Gone
7. Sealed With A Kiss
8. Blackbird
9. We Can Work It Out
10. All Along The Watchtower
11. Corrina Corrina
12. Rhythm Of The Rain/Crying In The Rain
13. Polly Von
14. American Pie
15. The Last Thing On My Mind
16. Footsteps

 
Albümden bir şarkı yayınlamak isterim ;

1 Yorum

Dokuz Eylül …

 
Tarih “ 9 Eylül “ ü gösteriyor.Bu tarih Türk ordusunun Kurtuluş Savaşı sonunda güzel “İzmir” i işgal altından kurtardığı efsane bir tarihtir.“İzmir” in kurtuluşunun 87. yıldonümüdür bugün.

I . Dünya savaşı sonrasında imzalanan “Mondros Ateşkes antlaşması” gereğince Anadolu’yu işgale başlayan itilaf devletlerine karşı 1919 yılında “ Mustafa Kemal Atatürk “ ün Samsun ‘da başlattığı tarihi bir nitelik kazanan direniş hareketiyle , Türk ordusu vatanını kurtarma yolunda çok önemli zaferler kazanmıştır.

Bu zaferleri takiben “26 Ağustos 1922” sabahı çok büyük dikkat ve titizlikle hazırlanan taaruz planı uygulamaya konulmuştur.Bununla birlikte “30 Ağustos 1922” tarihinde gerçekleştirilen “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” nde yunan ordusunun büyük bir kısmı dağıtılmış ve etkisiz hale getirilmiştir.Bunu takiben gerçekleştirdiği toplantıda Başkomutan “Mustafa Kemal Atatürk” , Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü, ordu komutanları Yakup Şevki Subaşı ve Nurettin Paşa’ları karargahını kurduğu Çalköyü’nde bir araya getirmiş ve kaçabilen yunan kuvvetlerinin büyük bir hızla takip edilmesini ve İzmir yakınlarındaki kuvvetlerle birleşerek ,ortadan kaldırılmasını istemiştir.

Sonuç olarak “9 Eylül 1922” sabahı yunan mevzilerine taaruz eden Türk ordusu yaklaşık 3 yıldır işgal altında bulunan “İzmir” i işgal altından kurtarmış ve büyük bir zafere imza atmıştır.

“İzmir” in kurtuluşu sonrası yaptığı konuşmada “Mustafa Kemal Atatürk şu sözleri söylüyordu ;
 

“İlk verdiğim Akdeniz hedefine varmakta orduların gösterdiği gayret ve fedakarlığı hürmet ve takdirle anarım. Elde edilen büyük muzafferiyetin yapıcısı olan kıymetli arkadaşlarıma en içten teşekkür ve tebriklerimi bildiririm. Orduların bundan sonra verilecek hedeflerin alınmasında da aynı fedakârlık yarışmasını göstereceklerine inancım vardır ve hep tam olacaktır”.

 

 

Türk ordusunun İZMİR’e gelişi

 Bugün ise bu önemli olayın yıldönümündeyiz.Bir İzmirli olarak “9 Eylül” tarihinin önemini çok iyi bilenlerden biriyim.Bu güzel şehri bağımsızlığına kavuşturan ve her zaman ülkenin en önemli şehirlerinden biri sayan Türk ordusuna ve büyük lider “Mustafa Kemal Atatürk” e teşekkürü bir borç bildiğimi söylemeliyim.

Bizler bu gibi olaylarda neler kazandığımızı ve bu gibi büyük bir lidere sahip olmasaydık sonucunda kimbilir şu an için hangi esaret altında yaşıyor olabileceğimizi tekrar çok iyi düşünmemiz gerekir.Bunun sonucunda bu vatanı belirli değerler üzerine kuran ve ayakta tutan büyük komutan “Mustafa Kemal Atatürk” ün ilkelerinden hiçbir zaman ayrılmayıp,ulusumuzu yaşatacak olan niteliklerin bu değerler olduğunun farkına varmalıyız …

3 Yorum

Eylül akşamı …

Ezelden beri benim için müstesna bir mevsim olan Sonbaharın başlangıç ayı olan “Eylül” ayı geldi,yavaştan ilerliyor.Henüz Eylül’e yakışır serinlik yüzümüze çarpmadı ama yavaştan ruh halimiz Eylül akşamlarına hazırlıkta.

Bilirmisiniz “Eylül” ‘ün anlamlarını , İngilizcesi “september” olan “Eylül” Latince “7” anlamına gelen “septem” sözcüğünden gelmektedir.Hristiyanlar için “istavroz ayı” olan “Eylül” e, Karadenizde değiştirilip “istavrit ayı” denilmiştir.Ayrıca üzüm anlamına gelen “aylül” de “Eylül” ayının farklı anlamlarından birdir.

Sonbahar ‘ın gelmesiyle yazın göz alıcı güneşini ardımızda bırakarak yağmur’a merhaba demeye hazırlanıyoruz.Yağmur’u özlediğim geldi aklıma.Bu müstesna mevsimin “Eylül” ünü çokta iyi anlatan sözlerle yorumlayan üstad “Bülent Ortaçgil” den bir şarkı tamda eşlik eder bu ruh haline.

Sözler şu lezzettedir ;

Hiçbir neden yokken, ya da biz bilmezken
Tepemiz atmış ve konuşmuşuzdur
Onca neden varken ve tam sırası gelmişken
Hiçbirşey yapmamış ve susmuşuzdur.
 
Aynı anda aynı sessiz geceye doğru
İçim sıkılıyor demişizdir.
Aynı sabaha uyanırken kimbilir,
Aynı düşü görmüşüzdür.
Olamaz mı? Olabilir.

Onca yıl, sen burada
Onca yıl, ben burada
Yollarımız hiç kesişmemiş
Şu Eylül akşamı dışında.
Ayın karpuz dilimi gibi batışını
İzlemişizdir deniz kıyısında.
Aynı köşeye oturmuşuzdur köhne’de,
Belki de birkaç gün arayla.
Olamaz mı? Olabilir.

Belki benim kağıt param,
Bir şekilde, döne dolaşa
Senin cebine girmiştir.
Belki aynı posta kutusuna,
Değişik zamanlarda da olsa
Birkaç mektup atmışızdır.

 

Onca yıl, sen burada
Onca yıl, ben burada
Yollarımız hiç kesişmemiş
Şu eylül akşamı dışında

Bostancı dolmuş kuyruğunda,
Sen başta ben en sonda
öylece beklemişizdir.

Sabah 7:30 vapuruna
Sen koşa koşa yetişirken,
Ben yürüdüğümden kaçırmışımdır.

Aynı anda başka insanlara
Seni seviyorum demişizdir.
Mutlak güven duygusuyla başımızı
Başka omuzlara dayamışızdır.
Olamaz mı? Olabilir.

Onca yıl, sen burada
Onca yıl, ben burada
Yollarımız hiç kesişmemiş
Şu Eylül akşamı dışında … 

Şarkının “Teoman” & “Bülent Ortaçgil” li yorumunu biryerlerden bulup dinleyin,pişman olmazsınız …

Buradan ise şarkının orjinal versiyonunu dinleyebilirsiniz;


MusicPlaylist
Music Playlist at MixPod.com

 

1 Yorum

Coldplay Live – Toronto 2006

Şimdiye kadar onlara burada hiç yer vermediğime şaşırdım incelerken önceki müzik yazılarımı.1996 senesinde University Collage London ‘da tanışıp bir araya gelen grup günümüzün alternatif rock piyasasına ingilizlerin hediye ettiği ,müziğe bambaşka bir yorum katan “Chris Martin” ,”Jonny Buckland”,”Guy Berryman” ve “Will Champion” dan oluşan dünyaca ünlü grup “Coldplay” bu bahsi geçen müzik grubu.

Özellikle bahsetmek gerekirse “in my place”,”yellow”,”trouble”,”the scientist”,”fix you”,”what if”,”clocks” ve son albümleri “Viva la vida” dan çıkan muhteşem şarkıları da eklersek “Coldplay” in dünya müzik piyasasında çok büyük yeri olduğunu söylemeliyiz.

“Live 8″ live performansları başta olmak üzere özellikle sahnede inanılmaz bir enerjiye sahipler.Bu performanslarından biri olan 2006 imzalı “Air Canada Center” ı salladıkları “Live-Toronto” adlı dvd leri geçtiğimiz günlerde elime geçti.Burada bu dvd ‘nin grubun live performansının ne derecede güçlü olduğunu çok iyi yansıttığını belirtmeliyiz.”Chris Martin” in bir piyano başında bir zıplayarak mikrofonda gerçekleştirdiği müthiş vokal performansını da ayrıca eklemeliyiz.

Bu dvd albümün track list’i ise şöyle ;


Square 1
Politick
Yellow
Speed of sound
What if
Till kingdom come
Clocks
Talk
In my place
Fix you

Bu muhteşem şarkıların live performansını bu dvd’de bulabilirsiniz.Biryerlerden bulup bünyedeki etkisine bakmakta fayda var derim…

Ve bu live performanstan kısa bir bölüm yayınlamak isterim ;

Yorum yok

"Bon Jovi" – yeni albüm yolda …

Bir rock efsanesi “Bon Jovi” şu sıralar yeni albümünden çıkan ilk single’ını piyasaya sürdü.” We Weren’t Born to Follow” adını taşıyan bu single radyolarda dönmeye başladı bile.

Yeni albümleri “The Circle” ı 2009 Kasım’ında piyasaya sürmeye hazırlanan “Bon Jovi” , albümün prodüksiyonunda John Shanks’ın yanısıra Dann Huff ve Desmond Child gibi isimlerle çalıştı.Albümden çıkan ilk single ile ilgili olarak “Bon Jovi” 2009 Ekim’inde bir turneye çıkmayı planlıyor.Single ile ilgili yorumum ise klasik bir country-rock harmanı olduğudur.Yani bu tarz her zamanki “Bon Jovi” tarzıdır.Bu arada albümü şimdiden sabırsızlıkla beklediğimizi belirtmeliyim.

Albümde yer alan şarkıların listesi ise şöyle ;

“Can I Be Happy Now?”
“We Weren’t Born to Follow”
“Selfish”
“(Back From) Another Tragedy”
“The Truth”
“Just Like Friends”
“Drivin”
“Never Again”
“Work for the Working Man”
“All I Want to Know”
“7 Oceans”
“Tomorrow”

Albümden çıkan bu single’ı dinlemek isterseniz linki ; http://www.bonjovi.com/bonjovi/splash/

 

Yorum yok

Müziğin "Patron" undan …

Ona patron(The Boss) diyorlar.Müzik dünyasına 1960’lı yıllarda girdi.İlk olarak “ E street band” adlı grubuyla folk ve rock müziği harmanlayıp,1980’li yılların başına kadar gelmiştir.Sonraları ise ; yoluna yalnız devam edip, müzik dünyasında çok büyük albümlere imza atmayı başarmış bir müzisyendir “Bruce Springsteen”.

Yazmak istediğim ise “Patron” un 1995 imzalı piyasaya sürdüğü kariyerinin en iyi şarkılarını bir araya getirdiği muhteşem albümü “Greatest Hits” tir.Albüm “Patron” un o güne kadar yaptığı muhteşem şarkılardan oluşmakta ve gerçekten bir müzik ziyafeti vermektedir.
Albümün içeriğine gelince ; bu muhteşem şarkılar arasından hangi birini seçeceğime karar veremedim ,albümü tamamıyla önerim içerisinde bulundurarak bu klasiklerden birkaçına değinmek isterim.
“Streets of Philadelphia” ve “Secret Garden” albümün başını çekmektedirler.Tabi ki “Born to run” ı es geçemeyiz.Ayrıca ”The river” ın inanılmaz büyüsünün yanında benim favorim ise ; “My hometown” dır.Albüm kısacası tam anlamıyla bir usta albümüdür.Biryerlerden bulup,dinlemeye değer …

Yorum yok

Gittik – Gördük – Dinledik …

 

Evet “U2” yu yerinde izleyip, test edip geri döndük.Önceki yazımda yazdığım gibi “U2” nun son albümü “No line on the Horizon” kapsamında gerçekleştirdiği dünya turunun “Zagreb” ayağında “Maksimir” stadındaki konserdeydik ve gerçekten çok keyifliydi.
 
Ve konser detaylarına gelelim.Şehir en kalabalık günlerinden birini yaşıyordu o gün.Konseri izlemeye dünyanın birçok ülkesinden müzikseverler gelmişti.70 bin kapasiteli “Maksimir” stadı çeşitli organizasyon yetkililerinden aldığımız bilgilere göre tamamen doluydu.
 
Kaldığımız hotelden konserin yapılacağı alana doğru ilerlerken “Zagreb” sokakları ellerinde bira olan müzikseverlerle doluydu.Bizde tabii ki hemen bu konser öncesi bira etkinliğine katıldık ve ortamı hafiften ısıttık. ”U2” öncesi ön grup olarak sahneye çıkan ve benim her daim keyifle dinlediğim “Snow patrol” müthiş bir performans sergiliyordu . Tabi ki de “Chasing cars” ı canlı performans olarak dinlemek çok büyük zevkti benim için.
 
Daha sonra ise efsane grup “U2” sahne aldı ve yer yerinden oynadı Zagreb’te.Hemen söylemeliyim ki sahne tasarımını çok iyi buldum.Kurulan devasa sahne stad’ın heryerinden görülebiliyordu.Grup yeni albümden “Breathe” ile sağlam bir giriş yaptı hemen ardından albümün isim parçası “No line on the horizon” hız kesmeden geldi.Ortam bir hayli ısınmıştı.Ve “Magnificent” geceyi tamamen alev alır hale getirdi. Bono’nun sahne performansı gerçekten yaşına rağmen takdir edilesi.Yerinde bir saniye durmadı .Bu arada grup konseri hiç ara vermeden tamamladı ve buda yaklaşık 3 buçuk saatlik bir süreydi.
İlerleyen dakikalarda aralara eski “U2” klasikleri serpiştirilince konser müzik keyfi açısından süper bir hal aldı. ”Beatiful day” , “The saints are coming” gibi şarkıların ardından “U2” öldürücü darbeyi son olarak “With or Without you”  ile vurdu. Bu bence gelmiş geçmiş en iyi “U2” şarkısıdır.Gecenin sonunda klasikleşmiş “U2” nun hayata dair insancıl mesajları dev ekranda yankılanıyordu.
Geceye katılanlar gerçekten müzik keyfi ve bulundukları ortam anlamında çok eğlenmiş ve keyifli dakikalar yaşamışlardır kanımca.Bizde dünya rock müzik efsanesi “U2” nun “Zagreb” konserine katılmaktan çok büyük keyif aldık ve tekrarını bir başka Avrupa ülkesinde yapabileceğimizi şimdiden söylüyorum…

Konserden birkaç kare yayınlamak isterim ;

 

Yorum yok