Kaçma ,kovalama,kovalarken kaçırma mevzusu…

 
Şu melankolik havayı biraz dağıtıp kafa patlatalım bazı ilişki içindeki mevzulara diye düşündüm…

Şu abuk sabuk olduğu kadar, gerçek olduğuna sonradan onay verdiğimiz bir olay vardır ya herkesin hayatından geçmiş olan ’’kaçan kovalanır’’ felsefesi.’’gönül kaçanı kovalar aman aman peşine düştüm yar ‘’ diye devam eden ve olayda başrol üstlenen felsefik şarkılar da vardır bu konuda yazılmış. Evet maalesef bu böyledir hayatta ,bunu belkide bilinçli yapmaz insan ama sevildiğini bildiği zaman ,bir şımarma, bir kendini geri çekme yaşanır herkesde. Sanki bu ihtimal artık ceptedir de, diğer ihtimallere bir göz atalım felsefesi hakimdir insanoğlunda. Bu olayın hangi tarafını sevdiğim konusuna gelince, kovalayan pozisyonu bana hiç uymadı hayatım boyunca.

 Burada akla gelecek olay bu nedir ya ??  Sen birine değer veriyorsan , seviyorsan git yanına ‘’seni seviyorum arkadaş’’ de. Bundan güzel birşey varmıdır? Yok ama, hiçbir zaman bu kelimeyi önce söyleyen sen olmayacaksın ki değerin bilinsin, cool takıl. At havanı sağa sola , anlat arkadaş sohbetlerinde işte şu beni böyle sevdi bu şöyle istedi. Ne fayda bunlar sana, kalıyorsun kendi kendine sonuçta. Birini kovalayacak pozisyona gelmek mi senin hoşuna gidecek hayatta. Bu rol mü seni gerçek seven yapacak. Arkadaş birini seversin , gider dersin ki ben seni sevdim. Bu bu kadardır. Ama bunu duyan karşıdaki şahıs bir stil alıyorsa, zaten bunda garip birşey vardır. İnsanoğlunun bu acayip stili niye seçtiğini bir türlü anlayamamışım ama bizzat yaşamışımdır. Bazen kendimde bu kurgunun içinde olmuş ve ‘’Alain Dellon’’ havalarında gezmişimdir. İlişki konusundaki ukalalığımı beni tanıyanlar bilir. Ama bunun böyle olmaması gerektiğine kalpten, sonuna kadar inananlardanım. Bırakın şu atraksiyonel vaziyetleri, bırakın şu biri sizi sevdimi ona karşı yaptığınız burnu büyüklüğü, bırakın şu sevgi sözcüklerini duymaktan kaçınma hallerini, bırakın ya.

 Biri size sevgisini veriyorsa onu alın, siz tekrar o sevgiyi geri istediğinizde çok geç olabilir …

Yorum yok

Bir Cumartesi hali…

 
Günlerden bir cumartesi
Elimde birkaç bira şişesi
Zihnimde birkaç hayat belirtisi
Kalbimde sen endişesi
Yorulmuştum artık düşünmekten
Gece boyunca içmekten
Seni geri istemekten
Aklımı kaybetmekten
Yalanlar söylerim kendime
Bu bir rüya olmalı diye
Uyanıcaksın birgün yine
Kalacaksın kendi kendinle
Hayatların kısa olduğu
Yalanların varolduğu
Düşlerin kaybolduğu
Aklımın seninle olduğu bir cumartesi…
 
 

Yorum yok

Ben seni istemiştim…

Senin hayallerin olmak istemiştim
Kurduğunda hep içinde ben olan
Senin umudun olmak istemiştim
İçinde hep saklı duran

Senin şarkın olmak istemiştim
Benden birşeyler hatırlatan
Senin gözlerine hapsetmek istemiştim güneşi
Benim gözlerimdeki hüznü aydınlatsın diye

Senin melek yüzünü görmek
Senin saçlarını okşamak
Senin gözlerine bakmak saatlerce
Senin yanında olmak
Seninle kaybolmak istemiştim
Senin yanında kaybolmak
Seninle terketmek istemiştim burayı
Senin elinden yakalamak
Seninle unutmak istemiştim dünyayı
Senin bakışlarında unutmak
Kucağımda uyutmak istemiştim seni
Bebek yüzünle uykuya dalmak
Seninle uyanmak istemiştim
Zamanı bilmediğim bir yerde olmak
Senin kalbin olmak istemiştim
 Bendekini çaldığında
 Senin ruhun olmak istemiştim
Benimkini aldığında
Ben seni istemiştim

Her nefes aldığımda…

1 Yorum

Hayata karşı biraz muhalif…

Hayatın kendisi bir düzen üzerine oturtulmuş ,belli kaygıların insanlara enjekte edilmesiyle yaşanan gariplikler üzerine kurulu.Kendi ritmi var ,kendi kuralları.Bu düzenle ilgili belli kaygılarım oldu hayatımın her döneminde. Her defasında bu neden böyle değil ki ? ,bu yaşanan nedir ki ? sorularını sordum durdum kafamın içinde.Belli bir kalıba oturtulup yaşanan bir hayat bana hiçbir zaman cazip gelmedi.Hiçbir kalıbın insanı olamadım ben,hiçbir şekil ve düzenin adamıda.Hayat insanın kendi yarattığı sistematiğiyle yaşanırsa gerçek hayat olurdu benim düşüncelerimde.Bu yüzden bazı kavgalarım oldu hayatla hep ,bazı kalıplarla bazı düzenin içindeki piyonlarla.Bu düzen içinde ilerleyip ,düzene ayak uyduranlarla,belli bir sıfatı yakaya takıp,kendi felsefesi olmadan dolaşanlarla.Benim sıfat kaygılı tercihlerim olmadı hayatımda,bir apoleti yakama takma dertlerimde,bir felsefe sahibi olmayı tercih ettim hep.Benim anlık sevinçlerim olmadı hiç çünkü benim hep hayallerim oldu.Hayallerime ulaştığım an sevineceğim zaman.Ya bir felsefen olur hayatında ,yada sende kalıp içinde şekillenmiş bir felsefenin adamı olursun.Hayatın bir felsefe üzerine kuruluysa ,bırak kurulan düzen felsefe yapmaya devam etsin,sen bak kendi yoluna…

 

Yorum yok

Yağmur güncesi…

 

Dışarda yağmur yağarken ,pencere önünde elinizde kahve düşen damlalaların yerde oluşturduğu su birikintilerini seyrettiniz mi hiç.Benim için çok ayrı bir yeri vardır yağmurun,çok severim ezelden beri.Yağmurun yağması demek benim için hafif müzik eşliğinde elimde kahve fincanıyla herhangi bir pencerenin ardından dışarıyı seyretmek demektir.İçerisi sıcaktır , yağmur taneleri pencereye her vurduğunda başka bir yere gitmek demektir. Kahvenden her aldığın yudumla başka bir aşkını hatırlamak demektir.Kendini yağmurun akışına bırakmak ve aklından geçenlerin kağıda dökülmesini sağlamak demektir.Biraz zevk aldığım şeyler varsa hayatta,bu onlardan biridir.Zevk alıncak şeyler kaldıysa tabi,yoksa bizde yağmurun yağdığı ve beraberinde götürdükleri gibi onları hayatlarımızdan götürdükmü acaba.Her yağmur yağışında ben ayrı bir hikayemle başbaşa olurum,hikayesidir insanın hayatına anlam katan.Bu hikayeyi ortaya çıkarmakta bu tip zevk alınası şeyleri yaşamakla ilgilidir hayatta.Ve yine yağmur yağıyor bugün, elimde kahve fincanı düşen damlaların melodisi eşliğinde ben hikayelerimle başbaşayım…

 
Birkaç tane yağmur şarkısı öneriyim bu arada ;
 
Guns’n roses – November rain
Rolling stones – Rain fall dawn
Şebnem ferah – Yağmurlar
Teoman -Yağmur
 Bertuğ cemil – Yağmur

Yorum yok

Ya sahnedesindir yada seyirci…

Hayat durdurulması imkansız bir şekilde koşturuyor, ya bunun içinde olursnz yada dışardan izlersiniz olanları.Ya hayatta ki birşeyleri var edenlerdensinzdir yada , varedilenlere uzaktan bakanlardan.Hayatın içinde olup birşeyler yaratmak ve yarattığınız bu katkıların bir sonuca bağlandığını görmek en güzel his olsa gerek.Hayat nasıl koşturuyorsa , seninde öyle koşman gerek, durmadan , tek bir yerde duraksama bile geri dönüp baktığında bıraktığın şeylerin aynı kalmadığını göstermeye yeter sana.Bazıları hayatı uzaktan seyrederek yaşar , yapılanları izlemekle yetinir , varedilen şeyleri kendi hayatına monte etmeye çalışır ,uydurmaya,tabii ki eğriti durması normaldir.Çünkü o senin değildir sen onu montajlamışsındır hayatına.Yapılanları takdir etmekle yetinirsin,oysaki bu hayatta sen de varsındır ve bir değer yaratmak senin elindedir.Yaratılan değerleri uzaktan izlemektense ,sende hayatta birşeyleri vareden olabilirsin.Hayatın içinde olmak veya hayata dışardan bakmak bununla ilgilidir.Ya içindesindir hayatın ,ya da hayat zaten seni unutmuştur,Kendini hatırlatmalısın hayata ,varlığını ortaya koymalısın ,o seni görmüyorsa farkettirmelisin kendini.Bu varetmeye çalışma olgusu herhangibirşeyde olabilir,salt maddesel düşünmemek gerekir.Bir insanı mutlu etmek ,biri için emek sarfetmek,birine değer vermek ve bunu karşılığında yarattığın değeri görmek.İnsan olduğunu hissettiren olguların başında birşeye emek verip sonucunda yarattığın güzelliklerden haz almak vardır.İşte o zmn hayatın içinde varolmuşsndur.Bir değer yaratmışsındır.Yratılan değerleri dışardan seyredip,sürekli neler olmuş diye bakanlar bu hayatın içinde olamzlar.Hayat bir sahneyse eğer, ya o sahne üstünde olrsn,yada sahne üzerinde oynayanları seyreden.O zmn ztn hayatın içinde değilsindir.Sahne üzerinde oynamak her zmn aslolandır.Burdaki rolünü kendin belirlersin yarattıklarınla,kattığın değerlerle,ama aslolan sahnenin üzerinde varolabilmekitr.Aslolan bu cesareti gösterebilmektir.Çek ışıkları üstüne,göster kendini sahnede.Sen sahneye çıkmaktan korkma ,alkışları duyacağın an ztn gelecektir….

Yorum yok

Bu bir iş ilanıdır…

Herkesin iş aramaktan kıvrandığı bu günlerde gerçek olduğuna inanılamayacak kdr güzel bir iş ilanıyla karşılaştım. Avustralya’lı turizmciler Hamilton adasında yaşayabilecek ‘Ada bekçisi ’ arıyorlarmış.Adaylarda aranılan özellikler macera ruhlu olması ve çok iyi derecede yüzme bilmesi. İşi alan kişi, Büyük Mercan Resifi’nin 600 kadar adasındaki durum hakkında iki haftada bir internet günlüğü hazırlayacak, deniz kaplumbağalarını besleyecek, balinaları gözleyecek ve kendisine de çok fazla boş zaman kalacak.Queensland sahili açıklarında bulunan Hamilton Adası yaklaşık 5 bin nüfuslu olup,altın gibi kumsalı ,masmavi bir gökyüzü ve eşsiz doğa güzelliklerini barındırıyor.

18 ülkede yayınlanan ilana başvuracak adaylar arasından 11 ‘i adaya davet edilecek.Adada yapılacak elem sonucu seçilecek aday nefes kesici bir manzara karşı 3 odalı evde kira ödemeden yaşayacak ve tüm uçak ve diğer ulaşım masrafları karşılanacak.Maaşına gelince sıkı durum ayda 25 Bin dolar.Evet bu gerçek bir iş ilanıdır.Hemen başvurumu yaptığımı da belirtiyim bu arada… :)

Bu arada ilgilenenler varsa ; www.islandreefjob.com

2 Yorum

TRAVİS – Ode to J.Smith

Travis,Glasgow’lu bu iskoç müzik grubu beni hemen hemen her albümünde etkileyecek bişeyleri içinde barındırmıştır.Travis in son albümünü edindim geçenlerde.Aslında uzun zamandır beklediğim fakat bir türlü almaya fırsatımın olmadığı bir albümdü.Travis ‘in geçtiğimiz albümlerde ortaya çıkardığı tarzı bu albümdede itinayla devam ediyor. Francis Healy ‘nin (solist) dinlendirici sesi yine bu albümede hakim olmuş vaziyette. ‘Chinese Blues’ albümüm çıkış parçası gibi görünüyor ilk bakışta,zaten albüm piyasaya çıkmadan öncede tanıtım amaçlı şarkının sözlerinin yayınlandığını biliyoruz.Albümün isim parçası ‘J.Smith’ gerçekten sağlam bir şarkı.Parçadaki elektro geçişler ve şarkının bir bölümünde ortaya çıkan koro efektli sound şaşırtıcı,ritmler oldukça kuvvetli,bence bir wampir filmine soundtrack olabilecek bir parça. ‘Last Words’ yumuşak tonuyla her zamanki Travis slowlarının tadını almamızı sağlıyor.Gelelim benim favorime ‘Quite Free’ bence albümün en iyi şarkısı.Muhteşem bir giriş,ritmi oldukça sürükleyici,müzik bence olağanüstü.Gitar şarkıya süper oturmuş.Çok başarılı. Albümün kapanış şarkısı ‘Before you were young’ albümdeki slowların en iyilerinden ,haydi geri dön tekrar dinle hissi uyandırıyor… şiddetle tavsiye edilir.

Travis ‘le ilgilenenler için Türkiye fan sitesi ; http://www.travistr.com

 

 

Yorum yok

Belki BİR GÜN…

 

Belki bir parça ömür bulunur bir yerde
Belki içine biraz hayat konulur
Belki ölmeden insan olunur yine
Belki biraz da hava solunur
Belki bir gün
Ağaçlar kök salınca
Hepsi göğsüme batınca
Tek odalı kağıttan şatomda
Uyanırım belki

Yalnızken kırık yatağımda
Alışırım zamanla
Bu kadarı var bana hayatta
Yetinirim belki
Belki bir parça akıl bulunur bir yerde
Belki içine biraz zeka konulur
Belki bir gün Ağaçlar salınınca
Rüzgar göğsüme dokununca
Camdan dışarı bakınca
Anlarım belki
Yatağımı onarınca
Dayanamam yalnızlığa
Daha fazlası var hayatta
İsterim belki

Son günlerde dinlemekten keyif aldığım bir şarkı.Sözler güzel olmuş ,ayrıca müziği de dinlemenizi tavsiye ederim…

Hayatınızda yapabileceğiniz daha iyi şeylerin olduğunu bilerek yaşamak, insanı hayata bağlayan ,yaşadığını hissettiren ,neden yaşandığının anlamını hatırlatan bir motivasyon olsa gerek…

Yorum yok

YOU are the Destination…

Hayatı algılayış biçimidir insanı şekillendiren.Nasıl baktığıdır hayata , nasıl bakmayı istediğidir. Hayat biraz da senin içinde bulunduğun durumun dışa yansımasıdır.Kendimiz yaratırız hayatımızdaki olguları,insanları ve değerleri.Kendimiz hayatı yaşanabilir yaparız. Seçimlerimiz bizim hayatımızı şekillendirir.Seçimler bizim gidiceğimiz yolu belirler.Gidilecek yol ,ewet böyle bir rotası olması gerekir insanın,insan bazen isteyerek bazen de istemeden yaptığı veye yapmak zorunda kaldığı seçimlerle hayatına yön çizer. Belki bu hayat istenilen olmayabilir veya düşlenilen , ama yaşanması gereken birşeyler olması gerektiği ve bazen bizim bunlardan kaçamadığımız gerçeği ortadadır. Bazen çok istediğimiz şeyler gerçekleşmeyebilir hayatımızda , bunun için belki de çaba sarfetmemişizdir,belkide yeterince istememiş belkide isteğimiz için yeterli gücü gösterememişizdir.

 Zaman herkesi aslında içinde eğitiyor,yaptıklarımız bize yapmamız gerekenleri gösteriyor. İsteklerimiz her dönem değişiyor,daha önceleri çok önem verdiğimiz bazı şeylerin artık önemini yitirdiğini zman içinde görebiliyoruz.Bu da bizim algımızla ilgili olan değişim süreciyle ilgili bir gerçektir. Her dönem neyi algıladığımız veya algımızın ne yönde olduğu bize bazı seçimler yaptırır ,bu nedenledir ki insan için geçmişteki bazı şeyler artık uçup gitmiştir.Bazen hatırlanınca neden o zaman ki isteklerimizin bu yönde olduğunu anlamakta güçlük çekeriz.Ama onunda yaşanması gerekir o dönem öyle bir ruh halindesinizdir ve zihniniz sizi ona doğru yönlendirir,o zaman ki yolunuz o doğrultudadır. İyi veya kötü bu sizin seçiminizdir.Bu seçimde acı çekeceğinizi bilseniz bile , o an için hissettiklerinizi dışa vurur ve onun peşinden gidersiniz.Çünkü o o an yaşanması gereken ve sizin bütün ruhunuzu yönlendiren olgudur.

Benimde seçimlerim oldu hayatımda istediğim ,istemediğim sonucunda keyif aldığım veya acı çekmekten kıvrandığım .

Bence önemli olan bu seçimi yapabilmektir .Ve seçimimiz doğrultusunda ruhumuzun  rotasını belirlemiş bir yelkenli gibi rüzgarda yol almasını sağlayabilmektir. O zaman insan olduğunu anlarsın.O zaman hayatına bir şekil vermiş olursun.Seçimler bizi ne kadar yaralasa da , HER ZAMAN RUHUMUZDAN GELEN SESİ DİNLEMEK VE HAYATI YAŞAMAK ASLOLANDIR…

 

Yorum yok