Spor kategorisi arşivi

Kartal'ın zirve aşkı …

Kara kartalımız sezonu çifte kupayla kapattı.Bu başarı Beşiktaş tarihinin 2. kez kazanılan çifte kupa zaferidir.Bu açıdan çok anlamlı bir başarıdır.
Sezonu aslında şöyle bir özetlersek, bir tarafta maliyetleri yüksek olmasına rağmen kazanma hırsını taşımayan takımlar varken bir tarafta ise özellikle bu sezon kazanma hırsını doruk noktasına taşıyan Beşiktaş vardı.Çünkü bu takım 100.yıl dan beri şampiyon olamamış ve her sezon kendisine destek veren efsanevi taraftar grubu Çarşı başta olmak üzere tüm taraftar kitlesini hayal kırıklığına uğratmayı başarmıştı.

Esasında her sezon aslında biz aynı filmi seyrediyorduk uçmaya niyetlenen bir Kartal ama iki-üç kanat çırpıştan sonra olduğu yerde sayan bir Kartal vardı.Ama bu sezon bu tablo biraz değişikti bu farkediliyordu ,bu sefer aç bir Kartal vardı her ne pahasına olursa olsun o lokma yı isteyen bir Kartal vardı.Evet belkide ligin en pahalı veya en teknik oyuncularına sahip değildi Beşiktaş, ama bu sezon gerçekten takım olmuş ve bütünlüğü sağlamış bir ekip vardı.Bu azim ve savaşçı ruhla Beşiktaş sezonun genelinde kararlı ve istekli oynayarak hem Türkiye kupasını hemde özlenen Şampiyonluk kupasını almayı başardı.

Sezon içinde taraftardan söz etmeden geçmeyelim bu sezon sadece futbolla ilgilenen futbola göre yorum yapan takımı her zaman destekleyen bir taraftar kitlesi Beşiktaş’ın arkasındaydı.Bu faktör zaten diğer takımlardan ayıran belli başlı özellikti Beşiktaş’ı.İşte sadece futbola odaklanan bir kitlenin takıma ne kadar faydalı olduğunu bir kez daha gördük.
Takımın kupa ve ligde kazandığı başarıyı ben üstüne basa basa kazanma hırsına bağlıyorum.Başarmak istendiğinde şartlar ne kadar kötü olursa olsun hedefe ulaşılabileceğinin tam bir göstergesidir bu zafer.Özellikle başta takıma bu kolej ve takımdaşlık havasını kazandıran Mustafa Denizli’ye , teknik heyet ve takım futbolcularına Kara kartal’ımızı tekrar uçurdukları için teşekkür ediyorum…

2 Yorum

4 x 4 ' lük …

Dün akşam futbolun en güzide arenası sayılan Şampiyonlar ligi’nde iki ingiliz ekol takımını çeyrek finalde karşılaştıran zaten neredeyse bu eşleşmenin Şampiyonlar liginde son yıllarda gelenek olduğu bir maç oynandı.
Burada maç kritiği yapmayacağım tabiki de.Maçlar oynanır biter,oynanacaklardırda.Futbol izleyiciside bu olaydan mümkün olabildiğince zevk alabilmeye çalışacaktır.
İşte dün akşam bir futbol izleyicisi olarak belki de son dönemin en keyif verici maçını izledim.Sahada her iki takımın turu geçmeye olan inancı,hırsı ve sahaya yansıttıkları gerçekten izlenmeye değerdi.Bu bir rövanş maçıydı ilk maçı Chelsea, Anfield road ‘ta 3-1 gibi önemli bir skorla kazanmıştı.Görünen Liverpool ‘un bu maçta Chelsea ‘ye, Stamford bridge ‘te en az 3 gol atması gerektiğiydi.
Buna inanmış bir Liverpool gördük,özellikle ilk yarıda 2-0’la.Daha sonra ise bir dakika burada mavilerde var dedirten Chelsea sahnedeydi ve skor Chelsea lehine 3-2 ye gelmişti bir anda.Bu skorun artık bu noktadan sonra çevrilemeyeceğine inanan Liverpool taraftarları yavaş yavaş Stamford Bridge’in kapılarına doğru ilerlemeye başlamışlardı.O da ne, kırmızılar skoru bir anda 4-3 ‘e getirdiler.Kapıya gitmekte olan Liverpool taraftarları artık umutla 5. gol gelir mi diye beklemeye başlamışlardı.Ancak son sözü bu harika maçta Chelsea’liler söyledi.Skor 4-4 ‘e gelmişti.Ve bu maçın 4 x 4 ‘lük bir maç olduğunun adı resmen konmuştu.
İngiliz futbol kültürünü diğer bütün futbol ülkelerinden kişisel olarak her zaman ayrı tutarım.
Futbolun anavatanı olmasının yanı sıra,futbol stadlarında maç izlemenin keyfinin doruk noktayada yaşanması ve kalitesininde büyük etkisi vardır tabiki.
Dün akşam sahadaki bir futbol maçıydı isim olarak ama ortaya konulan karşılıklı olarak bir takımdaşlık ruhunun ve kazanma hırsının yansıması olarak oluşan spor ziyafetiydi.
” Şimdi buradan başka bir futbol maçını hatırlatarak devam edelim.Bahsetmeden geçilemeyecek derece bir maç.Geçtiğimiz pazar günü oynanan ve adına dünya derbisi dedikleri,izlerken rezaletin son perdesini yaşadığımız bir futbol maçıydı bu.Gerek sahadaki aktörleriyle gerekse saha dışındaki şahsiyetleriyle oynanan zaten bir futbol değil,horoz dövüşüydü.Bu aktörlerden çoğu bizim ulusal takım futbolularımız.Hepsine tek kelimeyle yazıklar olsun!!!
Dediğim gibi maçlar oynanır gelir, geçer.Önemli olan bu olayın keyfini çıkarabilmektir.Shada gerçekten birşeyler yapanlarla ,yapmayıp başka işlerle uğraşanlar arasındaki farkı bir gün arayla görmüş olduk böylece.”
Tekrar dün geceki Stamford Bridge’te yaşanan ziyafetten dolayı iki takımada bir futbol izleyicisi olarak teşekkür ediyorum.Keşke futbol hep böyle olsa…

Ve işte bu muhteşem maçın müthiş golleri ;

Yorum yok

Kartal yuvası…

Bugün Beşiktaşlı için özel bir gündü.Tam 50 yıldır beklenen klübü gelir olarak rahatlatacak ve tesisleşmenin en önemli adımı olan bir proje hayata geçiriliyordu.Bu Beşiktaş tarihinin en önemli projesiydi.Futboldaki son yıllardaki başarısızlıklar Beşiktaş lının belini bükmüştü.Takım bir türlü toparlanamıyordu.O herkesin arzu ettiği 100. yıl ruhu bir türlü geri gelememişti.Ufak bir anektot ‘’ruh pazardan satın alınamazdı zaten’’.Birçok başkanın hayata geçirmek istediği ve katkılarının olduğu proje sonunda hayata geçirilmişti.Törenin onur konuğu Beşiktaş’ı Beşiktaş yapan büyük adam Süleyman Seba ydı.Bir Beşiktaşlılık duruşu varsa bunu vücuda getiren adamdı Seba.O ‘’metin-ali-feyyaz’’,’’yaz Kartalım yaz’’günlerinin baba adamıydı,o takımın abisiydi.O takım bizi Beşiktaş lı yapan takımdı.O takımın bir duruşu vardı.Hem hayata karşı hemde sahadaki bir duruştu bu. Ve Beşiktaş Fulya Süleyman Seba Kompleksi , Seba ya olan bir saygı duruşuydu aynı zamanda.Eğer bir marka değeri yaratmak istiyorsanız ,bu tip projelere ihtiyacı vardır bir klübün.Beşiktaş’ın bu hamlesini kutluyorum.Ve artık özlediğimiz o Kara Kartalımızın kanatlanmasını diliyorum…

Yorum yok