542 yılında Bizans İmparatoru Justinyen tarafından , sarayın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılan “Yere Batan Sarnıcı” bir diğer adıyla “Yere Batan Sarayı” bu günlerde İstanbul’da kendisini görmeye gelenleri karşılıyor.
Yaklaşık 143 metre uzunluğunda ve 65 metre genişliğinde olan “Yere Batan Sarayı” , 9800 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Her bir dizide 28 tane olmak üzere 12 sıra sütun tuğla kemerleri ve bunların desteklediği tonozları taşır.Sonraları yapılan temizlik ve onarım ile sarnıç, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, ziyaretçilerine eşsiz bir görsel manzara oluşturmakta.
Sarnıcın kuzeybatı köşesinde bulunan sütunların altında kaide olarak kullanılan iki “Medusa” başı, Roma İmparatorluğu döneminde heykeltıraşlar tarafından yapılan, ancak ne amaçla buraya getirildiği tam olarak bilinmeyen yapılar olup, Yere Batan Sarnıcı’ na gelen ziyaretçiler tarafından büyük ilgi görmekte. Medusa’yla ilgili mitolojiye dayandırılan birçok efsane bu sarnıcı daha da gizemli kılmakta. Bir rivayete göre Medusa yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgonadan biridir. Bu üç kız kardeşten yalnızca yılanbaşlı Medusa olumludur ve kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir. O dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak amacıyla Gorgona kafalarının resim ve heykellerinin konulduğu, Medusa’nın da bu düşünceyle buraya yerleştirildiği zannedilmektedir. Bu ve bunun gibi birçok rivayete konu olmuştur, bugüne kadar “Medusa” .
Şu tarihin pazar günü itibariyle bir “Yere Batan Sarayı” ziyaretinde bulunmuş olduk . Mistik havası etkileyici olan sarnıç, yukarıda bahsettiğim gibi tarihsel geçmişiyle de çok ilginç bir yapıya sahip. Çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapmakta olduğunu öğrenmekle birlikte, haftanın hergünü ziyaretçilerine açık olduğunu da bir anektot olarak vermek isterim.
Bu ve bunun gibi birçok tarihi mekana ev sahipliği yapan İstanbul, çeşitli kültürleri buluşturmakta ve şu dönemde yaşayan bizlere farklı bakış açıları ve yaşam biçimleri göstermekte …














