2909140600_5fc420fb20

İnternet’in gelişim sürecine paralel olarak ortaya çıkan yeni medya olgusu, şirketlerin markaları hakkında stratejiler geliştirirken bu yöne doğru kanalize olmalarını gerektiren bir süreci de kendiliğinden başlatmış oldu.

Bu yeni medya, aslında hala tanımının tam da içinin doldurulamamış olmasıyla birlikte “sosyal medya” olarak isimlendirildi. Geleneksel medyanın, özellikle 2 önemli temel taşı gazete ve televizyonların bu yeni medya stratejilerine kendilerini adapte etme  ve interaktifleşme  çalışmaları başlattıkları son dönemde açıkça görüldü. Yeni medya anlayışı olan Sosyal ağlar ve buradaki mevcut kullanıcı kitlesi ile yaşanan iletişim süreci, şirketlerin markalarına yönelik pazarlama ve reklam stratejilerinin de yeni bir boyuta taşınmasını sağladı.

Web 2.0 dönemi dediğimiz; bloglar, sosyal paylaşım siteleri gibi interaktif mecralar, tamamen tüketici kitlesinin kendi öz içerik üretimini sağladığı, bilgi alışverişinde bulunduğu, kendi görüşünü ortaya koyduğu mecralar olarak ortaya çıktı.Böyle olunca bu kitle markalar hakkında olumlu-olumsuz, yorumlarda bulunabilip, diğer tüketicilerin de satın alma kararlarını tamamen etkileyebilen bir rol oynadığı açıkça görülür hale geldi.Bunun farkına varan şirketler ise, yalnızca markalarını sosyal medya’da iyi bir şekilde konumlandırmak , itibar yönetiminde bulunmak ve her türlü yorum karşısında anında duruma göre çözüm üretebilecek bir strateji izleme konusunda adım atmaya başladılar.

Pazarlama ve marka konumlandırmasında gelinen bu aşama, şirketlerin pazarlama departmanları içerisinde barındırmaları gereken yeni bir “title” a sahip, marka sorumluları ortaya çıkması yolunu açıyor. Öyle ki markalar için sosyal medya, doğru kullanıldığı takdirde, tüketiciyle birebir dialogta bulunulması anlamında çok önemli bir mecra. Eskinin mass medya(geleneksel medya)’sında, bir marka stratejisini oluşturmak ve tüketiciye sunmak çok daha kolay ve tek taraflı bir biçimde gerçekleşirken, yeni oluşan bu medya kapsamında markalar karşılarında, sorgulayan, denetleyen,daha kalitelisini isteyen bir tüketici buluyorlar ve bu tüketici bir şekilde marka hakkında fikrini sosyal paylaşım sitelerinde dile getirebiliyor. Bu aşamada , şirketlerin belirleyeceği ve görevlendireceği,  tamamen sosyal mecra’ da markalarını temsil edip,  online stratejiler belirlemek anlamında çalışma yapan (buna sosyal medya stratejisti deyin,  sosyal medya marka danışmanı deyin ya da ne derseniz deyin),  markanın sosyal mecradaki pazarlama stratejisini belirleyip, tüketiciyle interaktif iletişim de olan birine ihtiyaç duydukları gerçeği ortada.

social-media2

Şu an için, Dünya genelinde  “Facebook”  kullanıcı sayısı son araştırmalarda,  305 milyon olarak belirtiliyor.  Türkiye’de ise,  şu an yaklaşık 14 milyon kayıtlı “Facebook” kullanıcısı olduğu biliniyor.Bunların yanısıra sürekli gelişmeye devam eden Web 2.0 platformundaki diğer sosyal paylaşım siteleri de günden güne büyüyor ve kullanıcı sayıları çok ciddi rakamlara ulaşıyor.

Bu platformun teknolojiye bağlı olrak geliştiği gerçek ancak, bir diğer gelişim nedenini de içerik üretimine katkıda bulunabilmek, her türlü fikir paylaşımını sağlamak, markalar konusunda satın alma kararlarını etkileyebilmek ve bence en önemlisi mesafeler ve konum dolayısıyla ulaşamayacağınız,  kurum ve kişilerle birebir kontak halinde olmanızın sağlandığı ve bunun içinde çoğu websitesi kapsamında bir ücret ödemediğiniz bir mecra olması. Durum böyle olunca yeni nesil iletişim araçlarını kullanmak ve web 2.0 dahilinde  paylaşımda bulunan kitleye ulaşmak, şirketler ve markaları için çok büyük bir önem taşımakta.

Bu mecranın gelip geçici olduğunu düşünenler olsa da, şu an için görülen o ki internette paylaşım devam ettikçe, marka konumlandırmasını etkileyecek çok büyük bir kitlenin bu sanal ortamda yer aldığıdır. Eğer bir marka değeri yaratmak istiyorsanz, bunun doğru bir strateji ve bu yeni medya mecrasını yakından tanıyan pazarlamanın iç dünyasını bilen, sorumlu kişiler tarafından etkin bir biçimde yürütülüyor olması gerekmektedir. Bunu en kısa zamanda , doğru analiz ve metodlarla sağlayabilen markalar, hala eski medyada takılı kalmış markalara oranla her zaman yarışta bir adım önde olacaklardır.

2 Cevap to “Sosyal Medya ve Marka Stratejileri”

  1. simge ornl says:

    Sosyal medyanın pazarlama için önemini ve uyum süreci gerekliliğini etkili açıklamışsın…Toplumu şekillendiren bu durumu ele alman bence çok güzel olmuş…

  2. Müge Güldaş says:

    Doğrusu, web 2.0 dediğimiz olgu da artık klasik bir mecra olarak iletişimde yerini çoktan aldı. Her ne kadar ders kitaplarında bahsedilmese de, dünyadaki örnekler dijital ajansların öneminin nasıl arttığını bize sunuyor. Ve elde edilen ivmeyi göz ardı etmek gerçekten imkansız. Bknz. Starbucks, Mavi Jeans, Windows. Ayrıca, bildiğimiz üzere ünlü simalar da birer marka olarak ele alınıyor. Onların üzerinde PR kampanyaları yürütülüyor. Twitter merak edenlere, son günlerin en güzel canlı örneği.
    “Kuzen, yazıya küçük bir katkıydı. Sevgiler”

Yorum Yaz