Mayıs, 2009 arşivi

Kartal'ın zirve aşkı …

Kara kartalımız sezonu çifte kupayla kapattı.Bu başarı Beşiktaş tarihinin 2. kez kazanılan çifte kupa zaferidir.Bu açıdan çok anlamlı bir başarıdır.
Sezonu aslında şöyle bir özetlersek, bir tarafta maliyetleri yüksek olmasına rağmen kazanma hırsını taşımayan takımlar varken bir tarafta ise özellikle bu sezon kazanma hırsını doruk noktasına taşıyan Beşiktaş vardı.Çünkü bu takım 100.yıl dan beri şampiyon olamamış ve her sezon kendisine destek veren efsanevi taraftar grubu Çarşı başta olmak üzere tüm taraftar kitlesini hayal kırıklığına uğratmayı başarmıştı.

Esasında her sezon aslında biz aynı filmi seyrediyorduk uçmaya niyetlenen bir Kartal ama iki-üç kanat çırpıştan sonra olduğu yerde sayan bir Kartal vardı.Ama bu sezon bu tablo biraz değişikti bu farkediliyordu ,bu sefer aç bir Kartal vardı her ne pahasına olursa olsun o lokma yı isteyen bir Kartal vardı.Evet belkide ligin en pahalı veya en teknik oyuncularına sahip değildi Beşiktaş, ama bu sezon gerçekten takım olmuş ve bütünlüğü sağlamış bir ekip vardı.Bu azim ve savaşçı ruhla Beşiktaş sezonun genelinde kararlı ve istekli oynayarak hem Türkiye kupasını hemde özlenen Şampiyonluk kupasını almayı başardı.

Sezon içinde taraftardan söz etmeden geçmeyelim bu sezon sadece futbolla ilgilenen futbola göre yorum yapan takımı her zaman destekleyen bir taraftar kitlesi Beşiktaş’ın arkasındaydı.Bu faktör zaten diğer takımlardan ayıran belli başlı özellikti Beşiktaş’ı.İşte sadece futbola odaklanan bir kitlenin takıma ne kadar faydalı olduğunu bir kez daha gördük.
Takımın kupa ve ligde kazandığı başarıyı ben üstüne basa basa kazanma hırsına bağlıyorum.Başarmak istendiğinde şartlar ne kadar kötü olursa olsun hedefe ulaşılabileceğinin tam bir göstergesidir bu zafer.Özellikle başta takıma bu kolej ve takımdaşlık havasını kazandıran Mustafa Denizli’ye , teknik heyet ve takım futbolcularına Kara kartal’ımızı tekrar uçurdukları için teşekkür ediyorum…

2 Yorum

My suggestions – 5

Tarzımızı hafif sertleştirelim.Amerikalı dünyaca ünlü bir punk-rock grubu olan ‘’Green day’’ in yeni albümü geçtiğimiz haftalarda lanse edildi.Green day bugüne kadar çıkardığı albümler bazında 50 milyon gibi bir satış rakamına ulaşmış ve türünün en başarılı grupları arasına adını çoktan yazdırmıştır.
Grup bir dönem Katrina kasırgası için ünlü rock grubu ‘’U2’’ ile ortak bir çalışmaya imza koymuştu.’’The saints are coming’’ isimli bu çalışmadan elde edilen tüm gelir kasırga için kurulan vakfa bağışlandı.Grubun yayınladığı ‘’Boulevard of broken dreams ‘’ adlı çalışmaları yılın kaydı ödülüne layık görüldüğü yıl çok ses getirmişti.’’Working class hero’’ gibi bir John Lennon cover’ınıda çok başarılı bir şekilde yorumlayıp Uluslararası af örgütü tarafından düzenlenen yine bir yardım kampanyasında yer aldı grup.Şu sıralar grup 2009 Dünya turuna çıkmaya hazırlanıyor.
Son olarak 2009 patentli ‘’ 21’st Century Breakdown ‘’ adlı albümleri 15 Mayıs itibariyle piyasaya çıktı.Albümün çıkış parçası ‘’Know your enemy’’ gaz verici bir havayı barındırıyor.
Özellikle ‘’Green day’’ dinleyenler kaçırmasın.
Grubun 2009 turuna ilişkin websitesi;http://www.greenday.com/splash/splash.php

Şimdi ise burada canlı bir konser performansına tanıklık edicez.

U2 & Green day düeti ; ‘’The saints are coming‘’ mutlaka izleyin !!

U2 and Green Day – The Saints Are Coming


Bu ,İskoçyanın bağrından kopup gelmiş grupla ilgili yeni albümlerinden çok önceki yazılarımda bahsetmiştim.Onu tabii ki dinleyinde,’’Sandık’’ kısmında bahsedeceğimiz albüm ise 2003 patentli ‘’12 Memories’’ albümü.

’’Travis’’ bu bölümümüzün konuğu.Albümdeki birçok şarkı yine, tv serie’lerin en güzel sahnelerini kapıp büyük ses getirmişti.Özellikle albümden tavsiye edebileceğimiz ‘’re-offender’’ , ‘’ love will come through‘’ , ‘’somewhere else’’ gibi şarkılar albümün kalitesini yükseltmekte.

Ve bu albümden kaliteli bir parçanın videosu ;

Şimdiden keyifli dinlemeler !!!

# 10 yeni ,10 tane sandıktan çıkan albüm olarak hazırladığımız bu bölümü burada bitiriyoruz.Daha sonra yine albüm tanıtım ve önerileri başka başlıklar altında devam edecek.  

Yorum yok

My suggestions – 4

‘’Safe trip home ‘’ adlı albümüyle ‘’Dido’’ 2009 ‘un yeni albümleri arasında kendi yerini aldı.İlk kez Live 8 performansını izlemiştim , özellikle seslendirdiği ‘’white flag ‘’ çok başarılı olmuştur.Bu albümü Dido bir süre önce kaybettiği babasına ithaf ettiğini belirtiyor.Bu albüm için gerçekten sıkı bir çalışma içinde stüdyoya kapanan Dido,sonunda çok başarılı bir albüme imza atmış görünüyor.
Albümün sakin,hüzünlü,ruh okşayan bir havası var.Zaten Dido’nun sesini dinleyipte sakinleştirici bir etki almamak mümkün değil . Bu arada Dido’nun güzelliğine vurgu yapmadan geçemeyeceğim :)
Kısacası bir yerlerden bulun dinleyin,iyi gelecektir …

Bir İngiliz alternatif – rock grubudur ‘’Keane’’. Gitarın ağır bastığı rock gruplarından hafiften sıyrılarak piyanoyu ön plana attıkları gözlemlenmiştir.Bugüne kadar yayınlanan 3 albümleri ve bunların yanısıra birçok cover ‘ a da imza koydukları gerçeği gözardı edilmemelidir.

Biz ‘’sandıktan çıkan’’ bölümüne koyma amacımız olarak grubun yayınladığı ilk albüm olan ‘’Hopes and Fears’’ tan bahsedicez.Albüm uzun bir çalışma ürünü olup,yayınlandığı yıl olan 2004 yılında listelerde başarılı bir çıkışa sahip olmuştur.Bu albümden çıkan ‘’everybody’s changing’’ gerçekten çok başarılı olmuş ve soundtrack albümlerde kullanılmıştır.Özellikle vokalinin sesi çok dikkat çekici ve sakinleştirici bir etkiye sahiptir.’’somewhere only we know’’ da albümde tavsiyelerimizdendir.Ayrıca bir dönem ünlü bira markası ‘’Heineken’’in fonunu oluşturmuştur bu şarkı …

Albümde yer alan “Somewhere only we know” un videosu aşağıdadır ;


Keane-Somewhere Only We Know

Yorum yok

My suggestions – 3

Aslında , ayrı bir bölüm oluşturmalıyım bir ara ‘’ U2’’ için.Bono ve dünyaya bakış açıları ,yaptıkları ,söylemleri ,hayata karşı duruş biçimleriyle.Evet rock ‘ın en sağlam gruplarından U2 ‘nun 2009 tarihli piyasaya sürülen ‘’No line on the horizon’’ albümü yenilerden bizim kaleme alabileceğimiz türden, eski U2 klasikleriyle kıyaslama yapmadan önerebileceğimiz bir albüm.Zira eski U2 albümleriyle kıyaslama yapmayı hiç istemem.U2 ‘nun klasikleşmiş birçok parçası vardır günümüze gelen ve gelecek nesillere aktarılacak elbette.Bu albümü bir U2 albümü olarak dinlemek yeterli olacaktır.

Albüm ‘’get on your boots’’ , ‘’no line on the horizon ‘’ gibi şarkılara yüklenmekte ve klibal enfeksiyonunu buna göre ayarlamakta.Benim kişisel tavsiyem ise ; albümde ‘’moment of surrender’’ gibi bir şarkının varlığının etkisine dikkat etmek gerektiğidir.Ayrıca “Magnificent” albümün kanımca muhteşem şarkısıdır.Kısacası önemli olan U2 ‘nun bu işi bildiğini tekrar gösterme,sidir.Bu irlanda kökenli ,rock ‘ın şimdiden tarihine geçmiş grup ,bir ara biryerlerde konser verirse ilk gidecek kişilerden biriyim …

 

 

Amerikalı müzisyen ‘’Gavin degraw’’. 2003 yılında yayınladığı albümü ‘’chariot’’ la listelere hızlı bir giriş yapmıştı.Bu albüm birçok hit i içinde barındırdı.Özellikle ”follow through” , ”I dont wanna be” gibi şarkılar albümün yansıttığı içerik açısındanda kalbur üstü olan şarkılar olarak dikkat çekti.Şarkılarında özellikle kendi piyanosunu kullanan müzisyen soft-rock tarzını piyanoyla birleştirmesini başarmıştır.Daha sonra yayınladığı albümler bu albümü kadar dikkat çekmeyi başaramadı.Kişisel kanım bu albümlerdeki sound un ve uyumun yakalanamadığıdır.

Yorum yok

My suggestions – 2

Glasgow kökenli olup,son yıllarda alternatif rock ‘a yeni soundlar katan aslında bir indie-rock grubu olan ‘’Snow Patrol’’ den biraz bahsedicem.Daha doğrusu grubun 2006 yılında yayınlanan müthiş albümleri ‘’ Eyes open ‘’ ‘dan bahsediyoruz.Bu albüm grubun 4. albümü olup,o güne kadar adlarının pek te fazla duyulmadığı, bu albüm sayesinde 7 milyon gibi bir satış rakamına ulaştıkları bir albüm.Grubun müzikal anlamda dönüm noktası diyebiliriz.
Dahası bu albümün çıkardığı öyle bir hit var ki hemen hemen her dizinin soundtrack albümünde kullanıldığı gibi süper bir sahnesinin fonunu kaptı.” Chasing cars “. Bu hit , listelerde hep üstte yer aldı.Albümde bunun gibi birçok iyi parça mevcut.
Şiddetle tavsiye edilir !!
Aşağıda ise ”Chasing cars ” ın Grey’s Anatomy versiyonu ; 

 

Bir dönem ‘’Take me out ‘’ ile ortalığı sallamışlardı.Yine Glasgow kökenli gruplardan biri olup indie-rock piyasasının orjinal gruplarından biridir tarzıyla ‘’Franz ferdinand’’ . 2009 itibariyle çıkardıkları albümleri ‘’ Tonight:Franz ferdinand’’ geçenlerde elime geçti.Albüm deki müzikal uyum çok başarılı olmuş.Kendi tarzlarını bu 3. albümlerindede yansıtmışlar.
Albümden çıkan ilk single ‘’Ulysses ‘’ radyolarda kulağıma takıldığında Franz Ferdinand yine yapmış birşeyler dedim.Albümde hatırı sayılır zıplatıcılıkta birçok şarkı var.Yani albüm geneli çok sağlam.
Bu tarzı sevenler bu albümü sevecektir …
Ve aşağıda ise albümün çıkış şarkısı “Ulysses” in videosunu bulabilirsiniz ;


Franz Ferdinand – Ulysses

Franz Ferdinand | MySpace Müzik Videoları

Yorum yok

My suggestions – 1


Onları çoğumuz ‘’ How to save a life ‘’  ile tanıdı. Aslen denver –colorado lu grup kendini müzik piyasasına 2005 ‘te attı.Birçok tv series ‘ta bu şarkıyı ve diğer şarkılarını duyduk.Bunlar arasında One tree hill,Grey’s Anatomy gibi belli başlı rating rekortmeni diziler yer almakta.Albümlerinde piyano yu kullanmaktan hiç çekinmediler.
Son albümleri kendi adlarını taşıyan ‘’The Fray ‘’ .Albümün çıkış parçası dünyaca ünlü bir tv series olan LOST ‘un bir bölümünde çalınıp büyük bir ilgi uyandırmıştı.’’ You found me’’ bahsedilen üzre hayranlarca çok beğenildi ancak önceki albümün etkisi altında kalındığı söylentileride dewam etmekte.Grubun 2. stüdyo albümü bu albüm ilkini biryerlerden hatırlarsanız bunuda dinlemek istersiniz …

Ve bu albümden “You found me” nin videosu aşağıdaki linktedir ;


You Found Me
 

 
 

‘’The Perishers’’  İsveç orjinli bu alternatif rock grubu genellikle şarkılarında hüzünlü bir havayı yansıtan ritmleri barındırmakta.Onlarda birçok tv series ‘e özellikle One tree hill, The O.C. gibi dönemin ilgi çekici gençlik dizilerinin arka fon müzik concept ini oluşturmada çok iddialı bir gruptur.

Bahsedeeğim albüm ‘’ Let there be morning ‘’ adını taşıyan grubun 2003 yılında yayınladıkları 2. albümleri.Bu albümde yer alan şarkılardan özellikle ; ‘’ trouble sleeping’’,’’sway’’,’’pills’’ gibi şarkılar etkisini hala dewam ettirebilen türden …

Albümün en iyi çalışmalarından birinin klibi aşağıdadır ;


The Perishers – Trouble Sleeping

 

to be contunied …

Yorum yok

My suggestions for summer about music …

Bir bölüm hazırlıyorum; ” yaza merhaba derken mp3 playerlarda bulunması gereken albümler” şeklinde.Daha öncede yenilerden seçtiğim albümleri burada konu etmiş ve büyük keyif almıştım.Bu ayrı bir bölüm tarzındaki yazılarımda, yaza merhaba derken dinlenmesi gereken eski-yeni aklıma gelen bir yerlerden bulup gün yüzüne çıkardığım etkisini hala hissettiren albümleri seçicem.Bu albümlerin içerikleri, grup tanıtımları, grupların sound ları hakkında kendi yorumumu olaya katmayı düşünüyorum.Öneriler 1 yeni albüm ,1 sandıktan çıkan yakın geçmişe ait albüm şeklinde dewam edecek .

Takip edin bakalım sandıktan neler çıkacak …

Yorum yok

All the plans …

İngiliz rock’ının 2000 ‘lere hediyesi olan ‘’Starsailor’’ beklediğimiz yeni albümünü piyasaya sürdü.Albüm ‘’All the plans’’ adını taşıyor.Bu grubun 4. stüdyo albümü.Albümden yayınlanan ilk single şu sıralarda radyo eksen’in döndüre döndüre yayınladığı ‘’Tell me it’s not over’’.Bu şarkı şimdiden Starsailor klasikleri içinde kendine yer edinecek gibi görünüyor.Albümün prodüktörlüğünü Steve Osbourne üstlendi.
Bu albümde grup elemanları daha olgun bir müzik tarzını benimsediklerini, Wigan dolaylarından yola çıkan daha çaylak kabul edilecek müzikal hamlelerinden sıyrıldıklarını belirtiyorlar.
Albüm 11 şarkıdan oluşuyor,Starsailor’ın müziğinde ağırlığını hissettiren piyano-rock bütünleşmesi bu albümdede mevcut.Albüm içinde kullanılan enstrumanların şarkılarla bütünleşmesi güzel.Albümden yayınlanan ilk single ‘ın videosuyla biraz fikir vermeyi amaçlıyorum…


Starsailor – Tell Me It’s Not Over (Music Video)

Starsailor | MySpace Müzik Videoları

2 Yorum

Bu sahte dünyada hangimiz gerçek …

Yaşadığın hayatın bir anlamı yok sen eğer bir amaç gütmüyorsan.Betonarme şehirlerin yığıntıları içinde nasıl bir hayat felsefesi güdersin o da ayrı bir hikaye.Buradaki amaç sonucunu almayı beklemek için yaptığın hareketler bütünü değil.Bu sen neden yaşıyorsn sorusunun cevabı.
Birşeyler anlatıldı zamanında bize mutlu sonla noktalanan hadiselerin olduğu yada hayatın bir masal dünyası sarhoşluğunda yaşandığı.Bu masalsı tabloda çizilen dünyanın böyle olmadığını sonraları acı çekerek gördük.Burada zaten bu hikayeye kanmadık diyenlerin hepsi kendi hikayesini yazmakta.Herkesin hayalleri vardı,doğumla büyümeyle betimlenen,kişinin karakter fellsefesini oluşturan.Bunlar zamanla yerini saçmalıklarla dolu dünyanın kendi emellerine alet olmasına bıraktı.Bunun içinde yoğrulan ve yaptığının farkında olmayan,ama o hayallerin mimarı olan insanlar oluştu.
Bu ölçütte amaçlanan bambaşka şeylerdi,ama ‘hard disk’ büyünce ve ‘size’ lar genişleyince karşılaşılan tablo bambaşka oldu.Bu sistematiğin içinde kayboldu özgürlük. Sahte mutluluklar,sahte hüzünler,sahte hevesler,sahte dünyanın bize kattığı şeyler oldu.
Bir dönem bununla ilgili bir yazı yazmıştım,yıllar önce o yazımı biryerlerden bulmak istedim bir türlü ulaşamadım nerelerde olduğuna dair bir fikrim yok.Bulabilirsem yayınlıycam.Tam anlamıyla konunun özünü oluşturan bir yazı.

Bu anlattıklarım ‘’Redd’’ in son albümünün concept ini oluşturan felsefe bir anlamda.Nedir dünyayı tanımadan önceki hayallerimiz nedir sahte dünya ve sahtelikler içinde büyürken kaybettiklerimiz.Nedir kaybolan hayallerimiz yerine koyduklarımız ve nedir bu mutsuzluğumuzun sebebi…
‘’Redd’’ tekrar söylüyorum gerçekten concept bir albüm yapmış.Albümün bir felsefesi oluşu herşeyden önemli.Bu işler hala piyasa için değilde bir felsefe için yapılabiliyorsa,biryerlerde hala umudumuz var demektir …

2 Yorum

21 …

 
REDD, yeni albümüyle kulaklarda yine güzel tınılar bırakmaya dewam ediyor.Albüm’ ün adı ‘’21’’ .Albümün yapım aşamasına ilişkin detayı daha önceki yazılarımda vermiştim.’’ Redd seyir defteri ‘’ ni takip eden dinleyiciler gerçekten albümün ne kadar özenli bir çalışma ürünü olduğunu daha iyi anlamışlardır.

Albüm 21 şarkıdan oluşan concept bir albüm.Albümün süresi 74 dakika ve 4 bölümden oluşuyor.Albüm bir felsefeyi anlatıyor; hayata geliş,çocukluk hayalleri, zamanın ve hayatın getirdiklerinin bizi alıp götürdüğü yer, gibi bir süreç anlatılıyor.

Redd seyir defterinde grubun albüme dair söylemleri şöyle ;
” İçeriği içinde bulunduğumuz yüzyılın dünyasına ve en çok da bu coğrafyanın gerçeklerine dair. Ortaya dökülen sözler, melodiler ve sıralama doğumdan başlayarak insanın en masum halinden, masumiyetini kaybettiği, içine düştüğü kimliğin devinimlerine dair süreçleri anlatıyor. ”
Albüm’ ün müzikal anlamda başarılı bir albüm olduğunu söyleyebiliriz.Albümde özellikle gitar sololar çok dikkat çekici.Sözler her zamanki gibi Redd vari olmuş.Grup konserlere de büyük bir hızla başladı.

Biryerlerde yakalarsanız kaçırmayın …

1 Yorum