Mart, 2009 arşivi

REDD'ten ilk kıpırtı… – DON KİŞOT

Uzun zamandır bu albümün çıkmasını bekliyorum.Kendi blog sayfalarında albümün çıkış tarihini 9 Nisan olarak açıkladılar.Albümün üzerinde aylardır hummalı bir çalışma içindeler.

REDD ‘ten bahsediyoruz.Gerçekten ülkemizde rock müziği farklı bir sound la yorumlayan,özellikle şarkı sözlerine dikkati çekeceğim bence en başarılı gruplardan biridir. Önceki albümleri de gerçekten çok başarılıydı,sürekli dinlediğim ve keyif aldığım birçok şarkıyı içinde barındırıyordu.O yüzden bu albümüde merakla bekliyordum.Albüm ‘ün adı ‘’21’’ .

Albüm’ün hazırlanış sürecini bizimle an be an ‘’reddseyirdefteri’’ nden paylaştılar.Albüm hazırlıklarına Mayıs 2008 gibi başlayıp,kayıtları sırasıyla MMA stüdyoları,garaj stüdyolarında ve son olarak mastering ‘i Londra’da tamamlanan albüm piyasaya çıkmaya hazırlanıyor.

Albüm henüz piyasaya çıkmadı ama ilk klibi yayınlandı.’’Don kişot’’ adlı parçalarına çekilen ilk klip çalışması blog sayfalarında yer aldı ve bende burdan sizin için paylaşmayı istedim.Şarkı bence gerçekten başarılı olmuş.Bu arada albüm çıkar çıkmaz albüm hakkındaki ilk izlenimlerimi burda paylaşıcağımı söylemek isterim…

Ve Albümden çıkan ilk videonun linki aşağıdadır ;


Redd – Don Kişot

1 Yorum

Unplugged-Bon Jovi…

Bon Jovi ‘nin ”Cross road” adı altında 94 sonbaharında yayınladığı best of niteliğini taşıyan albümünü dinleyenler bilir.Benim liseden beri dinlediğim,dinlemekten sıkılmadığım hard rock tarzınının başlı başına ekol bir albümüdür.
Hard rock tarzını country ile harmanlayıp ‘’Runaway’’ le yola çıkıp bugüne kadar gelen Jon Bon Jovi ve Richie Sambora(Dry county’deki müthiş gitar solosunu unutan warmı?) önderliğinde ilerlemiş ve tüm dünyada nam salmış bir gruptur Bon Jovi.
Son zamanlarda Bon Jovi ‘nin best of albümünün bir slow verison una kafayı takmış ve dinlemekten büyük keyif almış vaziyetteyim.Bu albüm MTV Unplugged başlığı altında oluşturulmuş canlı kayıtlardan oluşan ve o bildiğimiz Bon Jovi’nin klasik tarzdaki şarkılarının daha slowlaştırılmış ve müzikal kalitelerini yitirmeden değiştirilmiş , akustik tarzda yorumlanmış bir versiyonudur.Cross road’a ek olarak son dönemin birkaç Bon jovi şarkısına da yer vermiş olan dvd albüm benim kişisel yorumum gayet güzel bir hava yakalamış. Albümdeki şarkılardan bence en iyi yorumlanmış olanları ; ‘’Bed of roses’’ , ‘’ İt’s my life’’ , ‘’ You give love a bad name’’,’’Hallelujah’’.

Hala dinlenilmediyse bence biryerlerden bulunup,alınıp,download edilip bünyedeki etkisine bir bakılmalıdır.Benden söylemesi…

Yorum yok

Tears and rain…

Dışarıda hafiften başlayıp akşam saatlerine doğru kendini kaptırmış bir yağmur yağıyor.Değişir ruh hali her yağmurda.Farklılaşır, gün içindeki garipsi hayata tutunma çabasından kendini kurtararak.Soluk alır belkide doğaya bırakır kendini.

Ufak bir vaziyetlerde durum nasıl kontrolü ve biraz brainstorm dan sonra pc başında 1-2 beer arasındayım,James Blunt war media player da. Acayip bir keyif veriyor insana bu müzik,albümün adı ‘’Back to Bedlam’’. Hala dinlememiş olamazsınız.Dinlemediyseniz çaktırmadan indirin albümü biryerlerden ama ben duymıyım,o kadar da müzik fakiri olmazsınız diye düşünmeye dewam ediyim.

James Blunt bu müzikle yağmurda eşlik eden arkadaş bana.Kraliçenin korumasıydı eskilerde, senelerce kraliyet ailesine bağlı çalıştı bu ingiliz.Daha sonra yayınladığı bahsi geçen bu albüm tüm dünyada 11 milyon sattı,içeriğindeki şarkıları saymıyorum siz biliyorsunuz zaten.Daha sonra yayınladığı albümüyle tavan yapmayı başardı. Şu sıralar İbiza ‘da villa sahibi kendisi.Nereden nereye mi? İşte ewt biraz kıyısından örneğidir bu.Şu an 2 albümü war ingiliz dostumuzun 2 sini de bulun biryerlerden dinleyin arkadaş,bunu da ben mi söyliycem artık.

Ufaktan beer molamı sonlandırırken dinlediğim müziğin keyfine varmaya çalışıyorum.Yağmur arttırıyor şiddetini,hissettiriyor benliğini yeryüzünün aptalca kibiri üzerinde.Sırılsıklam yapıyor heryeri bütün aptallıkları örtsün diye.uyanır belki yeryüzü suratına vuran bu serinlikle arınır kibirinden,görür gerçek hayat nedir diye…

Yorum yok

Twilight – a wampire story…

Stephenie Meyer ‘in dünya çapında bestseller olan fantastik roman serisinden yola çıkarak uyarlanmış bir film ‘’Twilight’’…Romanı okuyan arkadaşlarımdan aldığım tepkiler filmin biraz aşağıda kaldığı ama yinede romanı iyi yansıttığıydı.Fantastik edebiyattan ve kurgusal anlamda doğaüstü güce dayalı filmlerden hoşlananlar için öncelikle kitabı sonra filmi saracaktır.Serinin şu an için 4. kitabı yazım aşamasında film hayran kitlesinden iyi feedback alırsa serinin diğer filmlerininde sinemaya uyarlanacağı söyleniyor.Bir yerlerden bulursanız mutlaka dinleyin.

Albümde”Linkinpark,muse,coldplay,radiohead,placebo,keane… ” gibi isimler yer alıyor.

 Film,şehre gelen genç kız,okulda tanıştığı ve daha sonra wampir olduğunu keşfettiği bir vampir dostumuzun aralarındaki ısının artması üzerine gelişiyor.Burada filmin bir roman serisinin ilk kitabını yansıttığı için ağır ilerlediğini anlamak gerekir.Filmdeki ana karakter Edward ve onun ailesi bildiğimiz sıradan wampir ekolünün biraz dışında yer alan karakterler. Onlar biraz kendilerini eğitmiş ve toplumsal yaşamın içinde yer edinen tipler.

Burada bahsetmeden geçemeyeceğim filmin çok sağlam bir soundtrack albümü olduğudur.

Filmin web sitesi :http://www.twilightthemovie.com/

2 Yorum

Kurgusal gerçeklik…

 

Yaşamak bir hayal kurma sanatıdır.Yaşam kurduğunuz hayallere ulaşmak için verdiğiniz çabaların bir bütünüdür.yaşam sizin beyninizdeki kurgunuzu gerçekleştirme hedefi doğrultusunda attığınız adımların bir toplamıdır.Hayal dediğimiz beynin kurguladığı aslında içinde bulunulan durumların en iyisini belkide kendine ait olanını ortaya çıkarma adına oluşturduğumuz kimyasal bir bellek ürünüdür.Hayalimiz bizim içinde bulunduğumuz yaşamda kendimizin hissettiğimiz ,kendimize ait olduğunu,bizi şekillendirdiğini düşündüğümüz bir yaşama biçiminin kurgusudur.Öyleyse hayalde aslında gerçeklikten türettiğimiz,bu gerçekliğin kendimize göre olan en optimalini zihnimizde canlandırdığımız bir süreçtir.Gerçek olan içinden bizim ayırdığımız , kendi dünyamıza almak istediğimiz olguların bir şekil almasıdır..Hayal kurmaya sebep gerçeklik içinden olan aslında gerçek olan seçeneklerdir.Zihin bunları eler ve ortaya saf pürüzsüz bir gerçeklik çıkarır bu da sizin hayalinizdir.Hayal in bir gerçekliğin yansıması olduğunu burda söyleyebiliriz.Birde durumu şu açıdan ele alalım,bakalım işin içinden çıkabilecekmiyiz… Gerçeklik,zihnimizde oluşturduğumuz hayal ürününün yansımasıdır aslında bu hayal doğrultusunda bazı şeyleri gerçeğe dönüştürür insanoğlu.Kendi zinhinde kurguladığı bir süreci gerçek dünyaya yansıtmaya çalışır ve böyledir ki dünyanın gerçekliği aslında bizim hayal ürünümüzün yol açtığı bir değişimi beraberinde getirir.Yıllardır kurgulanan uzay çağı felsefesi insanoğlunu yavaş yavaş bu felsefe doğrultusunda o yöne itmiştir.Bana göre bunun en güzel örneği budur.İnsanoğlu kendi zihninde kurguladığı bir filmi çekmektedir aslında zamanla.Bir senaryo yazılmıştır ve bu yönde ilerlemektedir insanlık.Bu senaryoyuda ortaya koyan insanoğlunun kendisidir.Bu zaten böyle olacaktı değil ,bunu insanoğlu bu yöne getirmiştir. Yani bir hayal ürününü canlandıran gerçeğe dönüştüren de bizim zihnimizdir.Gerçeklikte hayalimizin bir yansımasıdır böylece…

Buradaki soru hayaller mi gerçeği oluşturur ,yoksa gerçeklik mi dir zaten hayal kurmamıza yol açan olgu…

This is a Brainstorm !!!

 

 

Bu konuyu daha sonra daha da detaylandırıcam bu bir giriş olsun…

Yorum yok