Şubat, 2009 arşivi

Revolutionary Road…

Dicaprio-Winslet ikilisini 10 yıl aradan sonra tekrar biraraya getiren film.Film Richard yates’in bestseller romanından uyarlanmış.Filmin yönetmeni ise daha önce American Beauty ile başarıyı sağlamış olan Sam mendes.

Film evli bir çiftin hayatı üzerine kurulu.Wheeler çifti (dicaprio-winslet) 2 çocuğu olan kendine has hayalleri olan bir çift.Amerikan ın tekdüze aile yaşamından kurtulup hayallerini gerçekleştirmek için sürekli plan yapıyorlar.Toplumsal çevredeki sıradanlıktan kurtulmak onların hayattaki tek istekleri.Bunu gerçekleştirme yolundaki adımlar,o adımların toplumsal dünyanın baskıları ve insanı robotlaştırmaya yönelik etkileriyle rakip olduğu bir mevzu su var filmin.


Film deki oyunculuklardan Kate winslet ın performansı süpere yakın.Filmin 3 dalda oscar adaylığı ve ,altın küre ödülü bulunuyor.Film biraz ağır ilerlemesi dışında,oyunculular açısından başarılı. Özellikle dialoglar tam bir yaşam kesiti örneği.

Aklınızda bulunsun …

 Filmin imdb sitesi : http://www.imdb.com/title/tt0959337/

Yorum yok

Bir Oscar gecesi…

Yine bir Oscar gecesi izleme hevesim tuttu ve oturdum ekranbaşına.Ödül töreninden önce NTV ‘deki Oscar öncesi yayınına Cem yılmaz katılmıştı.Zaten gecenin keyifli geçeceği burdan belliydi.Programın sunucusu Yekta kopan’la Cem yılmaz arasındaki dialoglar bir ara kırdı geçirdi.Hatta ikili iddiaya bile girdiler geceye Brad pitt bıyıklı mı bıyıksız mı gelecek diye,Abazoğlundan bir kostüm kazanmacasına,bu iddia sırasında ara ara atışmalar dikkat çekti,yekta da cem in altında kalmamaya çalışsada bırakın komedyen komedyenliğini yapsın.

Güzel sohbetten sonra ‘’Red carpet’’ faslına geçildi.Kırmızı halı’da dikkat çeken bu seneki inanılmaz güzeller oldu,tabi ki benim dikkatimi ilk onlar çekti :) Kırmızı halıda göze çarpan sinemanın güzelleri arasında benim favorilerim Natalie portman,Kate winslet,Anne hattaway ve yaşına rağmen hala güzel olan Merly streep’ ti.Ama Natalie portman a bir parantez açarım bence gecenin en güzel kızıydı.
 
Kodak tiyatrosu’na görkemli bir giriş yapıldı daha sonra.Bu sene seyirciler sahneye biraz daha yakınlaştırılmıştı ,atmosfer daha sıcaktı.Gecenin sunuculuğunu üstlenen Hugh jackman , nam_ı diğer ‘’Wolverine’’ gerçekten iyi bir performans sergiledi.Bir ara gecenin bence en etkileyici performansı olan Beyonce ‘yle birlikte gerçekleştirdikleri müthiş dans şovuylada başarısını kanıtladı.Beyonce herzamanki gibi yine süperdi,söylemeden geçmeyelim.
 
Bir yandan ödüller yawaştan sahiplerini bulmaya başladı.Salondaki konuklar bu sene gerçekten sinemanın devleri denebilecek isimlerdi.Gecenin onur ödülü Hollywood un gelmiş geçmiş en büyük komedyenlerinden olan ‘’Jerry Lewis’’ e gitti.Bu akademinin bence biraz geç hatırladığı bir ödüldü.Jerry Lewis ‘in burada yaptığı meslek için söylediği bir sözü anektot olarak vereyim ‘’Çocukken yaptığınızda cezalandırıldığınız şeyleri,büyüyünce yapıp para kazandığınız mesleğin adı komedyenliktir’’.

Gecede en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü Joker rolüyle bir süre önce yaşamını yitiren Heath Ledge’ a gitti. Gerçekten ilk defa bir Batman filminde joker rolü Batman in önüne geçmişti.Jack nicholson ‘a da ayrı bir parantez açalım ama Heath ledger gerçekten joker i farklı bir yere koymuştu.

En iyi yönetmen dalındaki ödülde ben biraz akademinin Slumdog millionare odaklandığını ve David fincher ı es geçtiğini düşünüyorum.David fincher ;hatırlatalım ‘’seven’’,’’fight club’’ ve son olarak Benjamin button ın yönetmeni.Akademi bazen şartlandığı şeylere bütün ödülleri vermeyi tercih ediyor.Bunun sonucunda gecenin en iyi film oscarı ‘’Slumdog millionare’’ e gitti.Ben filmi şu ana kadar izleyemedim.Türkiyede sanırım bir iki haftaya kadar vizyona girecek.İF İstanbul kapsamında filmi izlemiş arkadaşlarımdan birnden aldığım bilgi filmin gerçekten çok başarılı olduğuydu.Tabiki bu bir Oscar ödülü için yeterlimiydi,bende biraz soru işareti kaldı.Filmi izleyip buraya yorumumu yazıcam sözüm olsun.

Gecede Sean penn ve Kate winslet ta ödülle taçlandırıldı.Özellikle Kate winslet bunu çoktan haketmişti, Sean penn’ inde oyunculuğu zaten tartışılmaz.Burada benim dikkatimi çeken ödülleri vermeye gelen daha önce bu dalda oscar almış sinemanın devi 5 bayan oyuncu ve 5 erkek oyuncunun ödülü sunmasıydı ve adaylara tek tek ödül vermeselerde yorumlarıyla haklarını verdiler.

Bu bir Oscar değerlendirmesi veya eleştirisi değildir.Ben bir Pazar gecesi haydi Oscara takılıyım bakalım ne oluyor diyerek Oscar izledim hepsi bu.Gerçekten keyifli bir geceydi.

Burada sinemanın kalbinde bir ödül veriliyorsa o ödülün her ne kadar akademiyi eleştirsemde bir anlamı vardır.Bırakalım bizde Oscar alıcaz geyiklerini,bizimde kendi alanımızda gayet güzel sinema ödüllerimiz var,her ödülü Oscar la kıyaslamak veya her yapılan filmden sonra bizde oscar alıcaz demenin bence bir anlamı yok.Oscar gecesini izleyipte, ”Bunlarda şov yapıyolar canım”mantığını geride bırakıp,olayın keyfini çıkarmaya bakalım.Bu bir şov dünyası şov dünyasının elemanlarıda size şov yapıyorsa onları izleyin, belki sıradan hayatınıza biraz renk katarsınız…

1 Yorum

Love and Hate…

Ne sen kaldın aklımda
Ne senden kalan anı
Ne ben sildim aslında
Ne sen unuttun olanı
Sonsuz bir umuttu senle
Olmayacaktı belkide
Sonsuz bir hikayeydi tende
Silemediğim beynimde

Aynen dururmu insan
Gerçekmiydi benim olan
Değişir herkes ilacı zaman
Neydi bizde kaybolan
Hatırlardım eskiyi arada
Silmezdim seni 1 dakikada
Sen nerdeydin o anda
Yanımda istediğim zamanda
Eski kalmıştı senin teninde
Ayrılık dururdu gözlerinde
İsterdin belki hislerinde
Yapamazdın benim benliğimde
Senin olan aşkım kalbimde
Şimdi oldu nefretim zihnimde
Değiştim her gecemde
Sildim seni her hecemde
Mahvettin bütün gerçeğimi
Yok ettin senin olan sevgimi
Kırdın sana dokunan ellirimi
Anlamadın sana olan aidietimi

3 Yorum

Alcoholic…

 

Arada sağlam birkaç şarkı tavsiyem olucak…


İngiliz rock grubu ‘’Starsailor’’, İngiltere nin Lancashire şehrinden çıkan grup bugüne kadar 3 albüm yayınladı, 3 üde güzeldi.Bunun yanısıra yayınladıkları 10 single da bunlara ek olarak gayet başarılıydı,tam tarihlerini hatırlamasamda grup 3 kez ülkemizdede boy gösterdi.Şu aralar Nisan gibi yayınlanıcak 4. albüm hazırlıkları dewam ediyor.Yayınlanan albümler içinden birkaç şarkı tavsiye edicek olursam ; poor misguieded fool , silence is easy, four to the floor… aklıma gelen ilk şarkılar.Bu şarkıları birçok tv series ‘e de konu oldu.Ufak bir anektot grubun solisti James Walsh şarkı söyleme stilini Jeff Buckley ‘den aldığını açıkladı.Albümlerinde her zmn bir hüzün ağırlıklı hava hakim olan grup kısa sürede İngiltere top 40 listesinde adını ilk sıralarda duyurmayı başardı.Benim size bugün tavsiye ediceğim esas şarkı ;’’ Alcoholic ‘’ . Bu süper şarkı şu an itibariyle dinlediğim bir şarkı olup,tavsiyemdir.Şarkının lyric ‘ine dikkat. Ritm lerde oldukça başarılıdır.Bu satırlarda olayı bitirir ;  

” I was looking for another you,
 

 when I looked round you were gone” …

Ve işte bu müthiş şarkının videosu ;

Dinleeyinizzz…..

1 Yorum

Kartal yuvası…

Bugün Beşiktaşlı için özel bir gündü.Tam 50 yıldır beklenen klübü gelir olarak rahatlatacak ve tesisleşmenin en önemli adımı olan bir proje hayata geçiriliyordu.Bu Beşiktaş tarihinin en önemli projesiydi.Futboldaki son yıllardaki başarısızlıklar Beşiktaş lının belini bükmüştü.Takım bir türlü toparlanamıyordu.O herkesin arzu ettiği 100. yıl ruhu bir türlü geri gelememişti.Ufak bir anektot ‘’ruh pazardan satın alınamazdı zaten’’.Birçok başkanın hayata geçirmek istediği ve katkılarının olduğu proje sonunda hayata geçirilmişti.Törenin onur konuğu Beşiktaş’ı Beşiktaş yapan büyük adam Süleyman Seba ydı.Bir Beşiktaşlılık duruşu varsa bunu vücuda getiren adamdı Seba.O ‘’metin-ali-feyyaz’’,’’yaz Kartalım yaz’’günlerinin baba adamıydı,o takımın abisiydi.O takım bizi Beşiktaş lı yapan takımdı.O takımın bir duruşu vardı.Hem hayata karşı hemde sahadaki bir duruştu bu. Ve Beşiktaş Fulya Süleyman Seba Kompleksi , Seba ya olan bir saygı duruşuydu aynı zamanda.Eğer bir marka değeri yaratmak istiyorsanız ,bu tip projelere ihtiyacı vardır bir klübün.Beşiktaş’ın bu hamlesini kutluyorum.Ve artık özlediğimiz o Kara Kartalımızın kanatlanmasını diliyorum…

Yorum yok

Sensiz kalırım ben…

 

Bir iki bira belki biraz şarap
Belki senden kalma halim
Seni bulamayıp,saçmalayan
Her zaman ki gibi yine harap
Güneş batıyor yine

Sensiz halime yanarım yine
Boşwerdim beklemeyi seni
Unuttum olup biteni
Bu şehir sensiz de bana war
Heryerinde ayrı bir hüznüm
Sensizde geçerim bu yoldan
Olmasada geceden gündüzüm

Sensiz kalırım ben boşwer
Sensiz yanarım ben kendimle
Sensiz uyurum ben boşwer
Sensiz giderim ben hüznümle
Şarkılar seni anarken
Ben güneşi beklerken
Gecenin sessizliği bana çökerken
Sen kimbilir nerde uyurken
Bu fasıl eşlik etti bize
Her kadeh dolduğunda
Gözlerindi yansıyan söze
Her gece olduğunda
Sensiz kalırım ben boşwer
Sensiz yanarım ben kendimle
Sensiz uyurum ben boşwer

 

Sensiz giderim ben hüznümle…
 
 

 

Yorum yok

Akşam oluyor yine…

Akşam oluyor yine yawaştan
Yine aynı hüzün
Kalıyorum yine yalnız
Yine aklımda yüzün
İnceden bir yağmur yağıyor
Kaldırımlar ıslak
Bir his beni alıyor
Sokaklara fırlatarak

Sarılırım yine yokluğuna
Yalnız yürüsemde sokakta
Alışırım belki boşluğuna
Islansamda hergün yağmurda
Bir hüzün bulutu bu
Dağıtamadığım geceden
Damlaları sokağa vuran
Satır satır heceden
Akşam iniyor yine evime
Sanki gölgen gibi
Yokluğun bana acı veriyor
Varlığının acıttığı gibi…

 

Yorum yok

Bazen sözler herşeydir…

 
” BIR KUCUK EV VARDI, TEPESINDE, ETEGINDE
TAHTA BIR MASA VARDI, BAHCESINDE, UZERINDE
IKI TAS CORBA VARDI, SICAK SICAK ICMESENDE
KIZ INAN KI VALLAH BEN YASARDIM HEP SENINLE” …
 
Gecenin bir vakti takıldı bu şarkı ağzıma ,hemen download ettim yüklemesi biraz uzun sürdü her zmanki gibi sabırsızlığım tuttu.Eskilerden bir melodiydi bu melodi ötesi sözleri alıp götürendi insanı.Her ne kdr pop kültürünün adamı olmasamda.Bu yağmurlu izmir gecesinde bu şarkıyı dinlemekten çok keyif aldım. 
 

 
Birşeyleri istersiniz hayatınızda,bazı güzel şeyleri ,bazı yaşamak istediklerinizi,ama nerde ve kimle yaşadığınızdır aslolan.İşte nerde,nasıl yaşamak istersin sorusunun cevabı içinde gizli olan kısmıdır bu…
 

1 Yorum

Bir ''cover'' önerisi…

Genelde şarkıların orjinalini tercih ederim her zaman .orjinal olan özeldir.O döneme aittir ve o anki duyguların ortaya çıkardığı şarkılardır.Modern zamana uygulanan ‘’cover’’ lar her zaman olmamak şartıyla ara sıra çok sağlam şekilde düzenlenebiliyor.Burda benim fikrim şarkının melodik ritminin fazla bozulmaması ve hangi sound a uygun olursa olsn eski tadı modernize edilmiş şekilde vermesidir.Son zamanlarda bir ‘’cover’’ keşfettim.Çok sevdiğim bir gruptur ‘’Yüksek sadakat’’ çıkardıkları her iki albümüde defalarca dinlemişliğim vardır.Henüz konser performanslarını,sahnedeki vaziyetlerini canlı olarak izleyemedim ancak en kısa zamnda düşünüyorum.Son günlerde dinlemekten keyif aldığım cover ise bir Levent yüksel şarkısı ‘’Kadınım’’.Levent yüksel ‘in Med-cezir albümündendir ve albümün kalitesini bilen bilir.Bu şarkı ’’Yüksek sadakat’’ tarafından oldukça iyi düzenlenmiş.Böyle cover lar oldukça her zaman yapılsın derim…

 Şarkıyı biraz hatırlatıyım ;

Hiç üzülmedin mi
Düşünmedin mi halimi
Hiç mi sızlamadı için
Bir tek iz bile yok mu benden
Ne acı yazık!
Kadınım söyle sen mutlu oldun mu
Bu deli adamı unuttun mu
Sevdin mi gerçekten ah seviştin mi
Söyle onları da öptün mü…

 

Yorum yok

Kaçma ,kovalama,kovalarken kaçırma mevzusu…

 
Şu melankolik havayı biraz dağıtıp kafa patlatalım bazı ilişki içindeki mevzulara diye düşündüm…

Şu abuk sabuk olduğu kadar, gerçek olduğuna sonradan onay verdiğimiz bir olay vardır ya herkesin hayatından geçmiş olan ’’kaçan kovalanır’’ felsefesi.’’gönül kaçanı kovalar aman aman peşine düştüm yar ‘’ diye devam eden ve olayda başrol üstlenen felsefik şarkılar da vardır bu konuda yazılmış. Evet maalesef bu böyledir hayatta ,bunu belkide bilinçli yapmaz insan ama sevildiğini bildiği zaman ,bir şımarma, bir kendini geri çekme yaşanır herkesde. Sanki bu ihtimal artık ceptedir de, diğer ihtimallere bir göz atalım felsefesi hakimdir insanoğlunda. Bu olayın hangi tarafını sevdiğim konusuna gelince, kovalayan pozisyonu bana hiç uymadı hayatım boyunca.

 Burada akla gelecek olay bu nedir ya ??  Sen birine değer veriyorsan , seviyorsan git yanına ‘’seni seviyorum arkadaş’’ de. Bundan güzel birşey varmıdır? Yok ama, hiçbir zaman bu kelimeyi önce söyleyen sen olmayacaksın ki değerin bilinsin, cool takıl. At havanı sağa sola , anlat arkadaş sohbetlerinde işte şu beni böyle sevdi bu şöyle istedi. Ne fayda bunlar sana, kalıyorsun kendi kendine sonuçta. Birini kovalayacak pozisyona gelmek mi senin hoşuna gidecek hayatta. Bu rol mü seni gerçek seven yapacak. Arkadaş birini seversin , gider dersin ki ben seni sevdim. Bu bu kadardır. Ama bunu duyan karşıdaki şahıs bir stil alıyorsa, zaten bunda garip birşey vardır. İnsanoğlunun bu acayip stili niye seçtiğini bir türlü anlayamamışım ama bizzat yaşamışımdır. Bazen kendimde bu kurgunun içinde olmuş ve ‘’Alain Dellon’’ havalarında gezmişimdir. İlişki konusundaki ukalalığımı beni tanıyanlar bilir. Ama bunun böyle olmaması gerektiğine kalpten, sonuna kadar inananlardanım. Bırakın şu atraksiyonel vaziyetleri, bırakın şu biri sizi sevdimi ona karşı yaptığınız burnu büyüklüğü, bırakın şu sevgi sözcüklerini duymaktan kaçınma hallerini, bırakın ya.

 Biri size sevgisini veriyorsa onu alın, siz tekrar o sevgiyi geri istediğinizde çok geç olabilir …

Yorum yok