Yeni bir başlangıç “SON”

Sunrise copy6

Müzik dünyasına yeni bir grup şu sıralarda girme hazırlığı yapıyor.Lise yıllarından beri amatör olarak müzikle ilgilenen ve her daim müzikle içiçe olmuş,”Sadık Yıldırım” ve “Can Uzunyol” dan oluşan “Son” adını verdikleri grup, ilk demosunu geçtiğimiz günlerde “myspace.com” da yayınladılar.

2006 yılından itibaren daha profesyonel adımlar atan ikili, başlı başına bir hikayesi olan ve o hikayeyi ruhlarıyla, enstrumanlarıyla, melodileriyle ve sözleriyle anlatabilecekleri bir konsept albüm yapma kararı aldılar ve adımlarını daha sağlam atmaya başladılar.İlk olarak yayınladıkları “Sabaha karşı(5:40)” adlı çalışmalarıyla, “myspace.com” üzerinden çok ciddi olumlu tepkiler almaya başladılar.Şu sıralar yine tüm hızlarıyla müzik çalışmalarına devam eden ikili,ilerleyen günlerde yeni demo kayıtlarının müjdesini de veriyor aynı zamanda.

Gruba dair detay vermek gerekirse;

Vokaller : Sadık Yıldırım & Can Uzunyol
Akustik Gitarlar : Can Uzunyol
Elektro & Solo Gitarlar : Sadık Yıldırım
Bas Gitarlar : Ozan Alkan
Davul Programlama : Ozan Alkan
Synt. & Keyboardlar : Serhat Cetin
Kayıt ve Mix : Serhat Cetin & Ozan Alkan

Grubun myspace sayfasını aşağıdaki  linkten inceleyebilir ve ilk demo kayıtlarını dinleyebilirsiniz ;  http://www.myspace.com/sonmusicband 

İleriki günlerde müzik dünyasına yeni adım atan amatör ruhlu bir grup olan “Son” ‘a dair bir röportajı yine sitede bulabilirsiniz …

Takipte kalın !!

Yorum yok

Tek Yön Seçtiğin Tüm Yollar …

One_Way_by_taraJENTOTtot

Bazen hedefe giden yolda bazı şeyleri görmezden gelip, hedefine odaklanmak en doğru yol olsa gerek.Bırakıp sağı solu, bakmak nereye gittiğine o yönde.Bir hedefin varsa hayatta ona ulaşmak için gideceğin yolda karşına çıkacak olanları görmezden gelip yürümektir asıl odaklanmaktır kilit noktaya.

Varsa eğer bir rotan hayata dair, bırak düşünceleri biraz kendi haline.Dinle ruhunun sana ne dediğini,hedefe gitmak için seçtiğin yolların gösterdiği işareti.Bir hedef dahilinde adım atıyorsan hayata dair,yolun daima tek yön olmalı ve bir geri dönüşü olmamalı ..

Hedef doğrultusunda bazı şeylerin ruhunu acıttığı ortada, seçtiğin yollar tek yön artık hedefe ulaşmada.Bu anlamda “Şehr-i Hüzün” albümünden çıkan bir “Manga” şarkısı belkide özeti güzel yapar.

Yollar artık tek yön ruhunun biryerleri acısada, “Ve anlarsın … “

Hani ağlamak gelir içinden ama akmaz yaş
Hani çığlığın kalır içinde, ölür yavaş yavaş
Hani gözlerin, hani gözlerin
Kağıtlara dalar, boşboş bakar
Yazmak gelir içinden ama yazamazsın
Umursamazlık bir hastalık gibi sarar kalemini kurtulamazsın

ve anlarsın…

Bedenin özgür kalsa neye yarar?
Acıtır ruhunu içinde kalanlar
Dönemezsin artık geriye,
Tek yön seçtiğin tüm yollar

Hani ansızın kaçar gidersin bütün dostlardan
Hani gün gelir, uzaklaşırsın bütün aynalardan
Hani gözlerin, hani gözlerin
Uzaklara dalar, suskun bakar
İçinde kalanları anlatamazsın
O suskunluk bir hastalık gibi sarar vücudunu kurtulamazsın

ve anlarsın…

Bedenin özgür kalsa neye yarar?
Acıtır ruhunu içinde kalanlar
Dönemezsin artık geriye,
Tek yön seçtiğin tüm yollar…

Ve şarkı ;

1 Yorum

Vampire Weekend – Unplugged

vw-600x250-1

Geçtiğimiz aylarda yayınladıkları yeni albümleriyle tekrar müzik piyasasına geri dönen benim eğlenceli müzik yapıyorlar diye tabir ettiğim, “Vampire Weekend” ,  MTV’nin meşhur “unplugged” performanslarından  birini gerçekleştirdi.

Daha önce grubun tanıtımına ve son single’larına dair yazımda grupla ilgili detay vermiştim.İlgilenenler için ; http://www.emreguldas.com/2009/10/29/eglenceli-muzik-vampire-weekend/ 

İndie-rock anlamında müzik yapan buna  afrika kökenli müzik tarzı katarak şarkılarını yorumlayan grup, ezra koenig (gitar/vokal), chris tomson (davul), rostam batmanglij (klavye) ve chris baio’dan (bas) oluşuyor.

Ve bu “unplugged” performanstan bir bölüm yayınlamak isterim ;

Vampire Weekend – “M79″ ;

Yorum yok

Henüz Hayal Kurabilirken …

A_PLACE_TO_DREAM_by_gilad

Hayata yeni başladığın o karmaşayı, o bilinmezliği hatırlıyor musun? Herşey hakkında bir hayal kurma , bir araştırma, bir inceleme, bir eşeleme sürecinden geçtiğin dönemi hatırlıyor musun? Geleceğin sana nasıl gelecek olduğunu henüz bilmeyip, kendi zihnin çerçevesinde hayal kurma sanatını ortaya koyuşunu.

Her dinlediğin müzikte, her okuduğun kitapta, her baktığın resimde, zihninde nasılda gelecek için çok farklı şeyler canlandığını, bunların seni nasılda büyümeye ikna ettiğini anımsıyormusun?  Hala aklına geliyor mu bazen dinlediğin şarkının kahramanının sen olduğunu düşündüğün zamanlar bazen de izlediğin filmin.Hala aynı derece de etkiliyormu seni duyduğun o sözler.

Aslında bunlar bir dönemi yansıtan, insanın gelecekle yüzleşmesinden hemen önce kurduğu düş dünyasının yansımaları. Bunlar hayata gelişin en başlarında duyulan heyecanlar. Olması gereken hayatı düşlerken henüz olan biten, gerçekte olan  hayatla karşılaşmadan yaşanan çocukça hisler.

Bu dönemden herkesin hayatının ilk yıllarında geçtiğini düşünüyorum. Henüz hayaller varken ve kirlenmemişken. Henüz hayatla ilgili anlamsız koşuşturmaların içine girmemiş, henüz çocukken. Güzeldi o günler, her güzel olan şeyin tükendiği gibi tükenirken yavaş yavaş. Yavaş yavaş  yüzleşirken hayatın gerçek yüzüyle. Güzeldi ve olması istenendi.

İnsan olarak belli evrelerden geçtiğimizi düşünüyorum hayatın her saniyesinde. Bu anlattığım ilk ve en temiz olan evredir. Bunun gibi bir anı  insan, hayatının hiçbir döneminde yaşayamaz. Bu aslında bilmemezliğin getirdiği müthiş bir büyüdür. Evet bilinmezlik bir sonsuzluktur, bilmemek  ve hayalini kurmak , hayatın en güzel evresidir, henüz yaşanılan hayat gerçek yüzünü göstermemişken …

5 Yorum

“Yerebatan Sarayı” ziyareti …

18b

542 yılında Bizans İmparatoru Justinyen tarafından , sarayın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılan “Yere Batan Sarnıcı” bir diğer adıyla “Yere Batan Sarayı”  bu günlerde İstanbul’da kendisini görmeye gelenleri karşılıyor.

Yaklaşık 143 metre uzunluğunda ve 65 metre genişliğinde olan “Yere Batan Sarayı” ,  9800 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Her bir dizide 28 tane olmak üzere 12 sıra sütun tuğla kemerleri ve bunların desteklediği tonozları taşır.Sonraları yapılan temizlik ve onarım ile sarnıç, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, ziyaretçilerine eşsiz bir görsel manzara oluşturmakta.

Sarnıcın kuzeybatı köşesinde bulunan sütunların altında kaide olarak kullanılan  iki “Medusa” başı, Roma İmparatorluğu döneminde heykeltıraşlar tarafından yapılan, ancak ne amaçla buraya getirildiği tam olarak bilinmeyen yapılar olup, Yere Batan Sarnıcı’ na gelen ziyaretçiler tarafından büyük ilgi görmekte.  Medusa’yla ilgili mitolojiye dayandırılan birçok efsane bu sarnıcı daha da gizemli kılmakta. Bir rivayete göre Medusa yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgonadan biridir.  Bu üç kız kardeşten yalnızca yılanbaşlı Medusa olumludur ve kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir. O dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak amacıyla Gorgona kafalarının resim ve heykellerinin konulduğu,  Medusa’nın da bu düşünceyle buraya yerleştirildiği zannedilmektedir. Bu ve bunun gibi birçok rivayete konu olmuştur, bugüne kadar “Medusa” .

Şu tarihin pazar günü itibariyle bir “Yere Batan Sarayı”  ziyaretinde bulunmuş olduk . Mistik havası etkileyici olan sarnıç,  yukarıda bahsettiğim gibi tarihsel geçmişiyle de çok ilginç bir yapıya sahip. Çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapmakta olduğunu öğrenmekle birlikte, haftanın hergünü ziyaretçilerine açık olduğunu da bir anektot olarak vermek isterim.

Bu ve bunun gibi birçok tarihi mekana ev sahipliği yapan İstanbul,  çeşitli kültürleri buluşturmakta ve şu dönemde yaşayan bizlere farklı bakış açıları ve yaşam biçimleri göstermekte …

Yorum yok

Yeniden Şebnem Ferah – “Benim Adım Orman”

sebnem-ferah-benim-adim-orman-albumu-2009-12759

Türk rock müziğinin en başarılı kadın vokallerinden biri olan “Şebnem Ferah” ,  tam 4 yıl aradan sonra “Benim Adım Orman” ile geri döndü.

Albüm 16 Aralık tarihi itibariyle tüm müzik marketlerde yerini aldı.Albümde yer alan tüm şarkıların söz ve müziği “Şebnem Ferah” a ait.Albümün prodüktörlüğünü “Tarkan Gözübüyük” üstlendi. 101 Stüdyoları’nda kaydedilen albümde, “Şebnem Ferah” a klavyelerde Ozan Tügen,  gitarlarda Metin Türkcan,  bas gitarda Buket Doran,  davullarda ise Aykan İlkan eşlik etti.

Albümün track list’i şöyle ;

1)Merhaba
2)Benim Adım Orman
3)Yalnız
4)İstiklal Caddesi Kadar
5)Eski
6)Mahalle
7)Ateşe Yakın
8)Serapmış
9)İnsanlık
10)Bazı Aşklar
11)Uçurtma
12)Eski – 2

sebnem_ferah1

Albüm şu tarihin sabah saatleri itibariyle elime geçti ve dinleme fırsatı buldum.Albümden ilk dikkatimi çeken şarkı olan  “İstiklal Caddesi Kadar” . Hafiften nostaljik bir Tramvay çan sesiyle başlayan şarkı, sözleri anlamında da gerçekten bence çok başarılı bir çalışma olmuş.

Şarkının sözleri ;

Alnımdan akan ter sana hiç değmedi
Gözümden damlayan yaş, denizi bulmadı
Bir sokak gördüm rüyalarımda gecelerce
Hiç sana çıkmadı

Sadece yarım saat tutuştuk elele
O saat durmadı
Düşünüyorum ne kadar sevmiş olabilirim
Düşünüyorum…

Sen, ben, gece bir yol
başka birşey yok elimde, hafızamda
Düşünüyorum ne kadar yer etmiş olabilir
İstiklal Caddesi kadar

İstiklal Caddesi kadar
Anları birer birer topladım sakladım
Tarihin ortasında gelecek aradım
Hücreme girdin dokundun hücrelerime

Buluttun damladın
Cümleler kaçtı dağıldı dört bir tarafa
Sadece noktayım.
Düşünüyorum ne kadar sevmiş olabilirim

Düşünüyorum…
Sen, ben, gece ve bir yol
başka birşey yok elimde hafızamda
Düşünüyorum ne kadar yer etmiş olabilir
İstiklal Caddesi kadar !!

Ve şarkı ;


Yorum yok

Sosyal Medya’da Var Olan Marka Örnekleri

2945559128_53078d246b

Bir önceki yazıma ek olarak ” sosyal medya” yı markaları anlamında kullanmaya başlayan ve önemli bir kitleye ulaşmayı başaran birkaç spesifik marka örneği vermek istiyorum.

Bu markaları ülkemiz dışı markalardan değil de, konuya daha yeni odaklanmakta olan ülkemizdeki markalar arasından seçmek istedim. Çünkü yabancı markalar bu işin bilincine çoktan varmış ve stratejilerini buna göre şekillendirmişler bile.

Ülkemizde göze çarpan örneklerden biri olarak “Pegasus” un “Twitter”  üzerinden yapmış olduğu,  http://twitter.com/ucurbenipegasus  account u altında açtıkları kurumsal Twitter accountu ile düzenlediği yarışmaya bağlı kampanyası. Bu çalışmada Pegasus her gün 3 kişiye uçak bileti armağan etti. “Mikroblog”  ların babası diye tanımlanan Twitter’da düzenlediği bu kampanya ile birçok takipçi edinen “Pegasus” firması daha sonra da, PR çalışmalarını bu site üzerinden gerçekleştirerek ciddi bir takipçi kitlesine ulaşmış oldu.

 

brandsvf2

 

Yine bir başka havayolu firması “Onur Air”  ın “Facebook “ üzerinden bir fan page oluşturup,  kampanyasını burada yürütmesini ve şirketin PR ‘ına çok büyük bir katkıda bulunduğu kampanyasını gözümüzle gördük, hatta fan page’i vasıtasıyla bende Facebook üzerinden kampanyaya katıldım.Bu kampanyada Onur Air,yine yarışma formatlı olarak düzenlediği çalışmasında Facebook üzerinden yolladıkları davetiyelerle puan toplayan takipçilerine, uçak bileti hediye ediyordu.

Son dönemde sürmekte olan çalışmalardan biri ise “Garanti Bankası” nın yine “Twitter” üzerinden gerçekleştirmeye başladığı bir kampanya. Bu kampanyada  http://twitter.com/garanti  account u nu takip eden kullanıcılar,  çeşitli anahtar sloganları tweetleyerek Babylon’da düzenlenecek konserlere davetiye kazanma şansı yakalayacaklar. Garanti Bankası ‘nın bu son dönem iletişim kanalını kullanıp, gitgide büyüyen bir mecranın kullanıcısının dikkatini çekme isteği ortada.

Bunlar şimdilik sayabileceğim, aklıma gelen Türkiye piyasasına ait markalar.Bu ve bunun gibi birçok marka yavaş yavaş diyemeyeceğim şekilde, bir hayli hızlıca sosyal medyada marka pazarlamasına odaklanmış görünüyor.Bu durum da pazarlama ve reklam stratejilerinin bu mecraya kaydığı gerçeğini günden güne ortaya çıkarıyor.

Yorum yok

Sosyal Network Çağı ve Marka Stratejileri

2909140600_5fc420fb20

İnternet’in gelişim sürecine paralel olarak ortaya çıkan yeni medya olgusu, şirketlerin markaları hakkında stratejiler geliştirirken bu yöne doğru kanalize olmalarını gerektiren bir süreci de kendiliğinden başlatmış oldu.

Bu yeni medya, aslında hala tanımının tam da içinin doldurulamamış olmasıyla birlikte “sosyal medya” olarak isimlendirildi. Geleneksel medyanın, özellikle 2 önemli temel taşı gazete ve televizyonların bu yeni medya stratejilerine kendilerini adapte etme  ve interaktifleşme  çalışmaları başlattıkları son dönemde açıkça görüldü. Yeni medya anlayışı olan Sosyal ağlar ve buradaki mevcut kullanıcı kitlesi ile yaşanan iletişim süreci, şirketlerin markalarına yönelik pazarlama ve reklam stratejilerinin de yeni bir boyuta taşınmasını sağladı.

Web 2.0 dönemi dediğimiz; bloglar, sosyal paylaşım siteleri gibi interaktif mecralar, tamamen tüketici kitlesinin kendi öz içerik üretimini sağladığı, bilgi alışverişinde bulunduğu, kendi görüşünü ortaya koyduğu mecralar olarak ortaya çıktı.Böyle olunca bu kitle markalar hakkında olumlu-olumsuz, yorumlarda bulunabilip, diğer tüketicilerin de satın alma kararlarını tamamen etkileyebilen bir rol oynadığı açıkça görülür hale geldi.Bunun farkına varan şirketler ise, yalnızca markalarını sosyal medya’da iyi bir şekilde konumlandırmak , itibar yönetiminde bulunmak ve her türlü yorum karşısında anında duruma göre çözüm üretebilecek bir strateji izleme konusunda adım atmaya başladılar.

Pazarlama ve marka konumlandırmasında gelinen bu aşama, şirketlerin pazarlama departmanları içerisinde barındırmaları gereken yeni bir “title” a sahip, marka sorumluları ortaya çıkması yolunu açıyor. Öyle ki markalar için sosyal medya, doğru kullanıldığı takdirde, tüketiciyle birebir dialogta bulunulması anlamında çok önemli bir mecra. Eskinin mass medya(geleneksel medya)’sında, bir marka stratejisini oluşturmak ve tüketiciye sunmak çok daha kolay ve tek taraflı bir biçimde gerçekleşirken, yeni oluşan bu medya kapsamında markalar karşılarında, sorgulayan, denetleyen,daha kalitelisini isteyen bir tüketici buluyorlar ve bu tüketici bir şekilde marka hakkında fikrini sosyal paylaşım sitelerinde dile getirebiliyor. Bu aşamada , şirketlerin belirleyeceği ve görevlendireceği,  tamamen sosyal mecra’ da markalarını temsil edip,  online stratejiler belirlemek anlamında çalışma yapan (buna sosyal medya stratejisti deyin,  sosyal medya marka danışmanı deyin ya da ne derseniz deyin),  markanın sosyal mecradaki pazarlama stratejisini belirleyip, tüketiciyle interaktif iletişim de olan birine ihtiyaç duydukları gerçeği ortada.

social-media2

Şu an için, Dünya genelinde  “Facebook”  kullanıcı sayısı son araştırmalarda,  305 milyon olarak belirtiliyor.  Türkiye’de ise,  şu an yaklaşık 14 milyon kayıtlı “Facebook” kullanıcısı olduğu biliniyor.Bunların yanısıra sürekli gelişmeye devam eden Web 2.0 platformundaki diğer sosyal paylaşım siteleri de günden güne büyüyor ve kullanıcı sayıları çok ciddi rakamlara ulaşıyor.

Bu platformun teknolojiye bağlı olrak geliştiği gerçek ancak, bir diğer gelişim nedenini de içerik üretimine katkıda bulunabilmek, her türlü fikir paylaşımını sağlamak, markalar konusunda satın alma kararlarını etkileyebilmek ve bence en önemlisi mesafeler ve konum dolayısıyla ulaşamayacağınız,  kurum ve kişilerle birebir kontak halinde olmanızın sağlandığı ve bunun içinde çoğu websitesi kapsamında bir ücret ödemediğiniz bir mecra olması. Durum böyle olunca yeni nesil iletişim araçlarını kullanmak ve web 2.0 dahilinde  paylaşımda bulunan kitleye ulaşmak, şirketler ve markaları için çok büyük bir önem taşımakta.

Bu mecranın gelip geçici olduğunu düşünenler olsa da, şu an için görülen o ki internette paylaşım devam ettikçe, marka konumlandırmasını etkileyecek çok büyük bir kitlenin bu sanal ortamda yer aldığıdır. Eğer bir marka değeri yaratmak istiyorsanz, bunun doğru bir strateji ve bu yeni medya mecrasını yakından tanıyan pazarlamanın iç dünyasını bilen, sorumlu kişiler tarafından etkin bir biçimde yürütülüyor olması gerekmektedir. Bunu en kısa zamanda , doğru analiz ve metodlarla sağlayabilen markalar, hala eski medyada takılı kalmış markalara oranla her zaman yarışta bir adım önde olacaklardır.

3 Yorum

“Açık Adres” – Sertab Erener’den yeni single …

sertab-erener-1-300x300

Geçtiğimiz aylarda yayınladığı ilk single’ı  ” Bu Böyle”  ile uzun bir aradan sonra müzik piyasasına başarılı bir dönüş yapan ve beğeni toplayan “Sertab Erener” ,  yeni single’ı “Açık Adres”  ile tekrar kulaklarda güzel tınılar bırakmaya devam ediyor.

Bu yeni single’ın sözleri ve bestesi “Soner Sarıkabadayı” ya ait. Bu single’ ı  kapsamında farklı bir çalışmayı da gerçekleştiren Erener,  albümün tanıtımını “İstinye Park” ta ki teknoloji mağazası “Darty” de yaparken,  henüz single çıkmadan dinleyicilerin bluetooth üzerinden cep telefonlarına single çalışmasını ücretsiz yükleyip , dinleyebilmeleri konusunda Türkiye’de daha önce gerçekleşmemiş bir olya imza attı.  Bu uygulama ile Erener teknolojiyle arasında kurduğu bağlantıyı da bir anlamda ortaya çıkarmış oldu.

Erener’in,  sosyal paylaşım sitelerinin en popüler olanlarından “Friendfeed” te faal kullanıcı olarak yer aldığını ve  dinleyicisiyle iletişime geçmekten çekinmediğini,  sosyal medyayı kullanmanın bilincinde olduğunu da hemen vurgulayalım.  Sertab Erener ‘ i Friendfeed ‘ te takip etmek isterseniz profiline şu linkten ulaşabilirsiniz ; http://friendfeed.com/sertaberener

Açıkçası 2. single’ ı da ilk single gibi çok başarılı bulduğumu ve dinlemekten keyif aldığımı söylemek isterim. Daha önce bir TV dizisine fon müziği olarak eşlik eden “Bu böyle” den sonra yayınlanan 2. single çalışması,  “Açık Adres”  te tam anlamıyla bir fon müziği havasında geldi bana.

Erener’in bahsettiğimiz single parçası “Açık Adres”  in çeşitli versiyonları single’da mevcut.  Şu ana kadar özellikle radyolarda dinlediğiniz versiyonundan farklı olarak aşağıdaki linkte şarkının değişik  bir versiyonunu dinleyebilirsiniz .

Keyifli Dinlemeler …

Yorum yok

İnglorious Basterds – Bir “Tarantino” Filmi

inglorious-basterds3

 

 

 

 

 

“Quentin Tarantino” nun bu yılın çok ses getiren filmi “İnglorious Basterds” ı izleme fırsatı buldum.Film Tarantino vari anlatımının yanısıra oyunculuklar anlamında da gerçekten başarılı bir film olmuş.Özellikle oyuncu seçimleri açısından Teğmen “Aldo Raine” rolündeki Brad Pitt ve “Hans Landa” rolündeki Christoph Waltz tam anlamıyla rollerinin adamı olmuşlar.

Aslında Tarantino bu projeyi çok daha önce tasarlamış ancak bir türlü yapım aşamasına getirememiş. 1978 yapımı olan “Quel Maledetto Treno Blindato” adlı filminin tekrar beyazperdeye uyarlaması olan “Inglorious Basterds” , Tarantino’nun mekan,kadro seçimi ve kendine has tarzıyla başka bir havaya bürünmüş.Kısacası ben izlediğim filmden keyif aldım.Aslında bir Tarantino özelliği olarak,daha kanlı bir film bekliyordum ama film daha soft ve masalsı bir anlatıma bürünmüş bu da filmi güzel ve farklı yapan özelliklerden biri olmuş.

vert. Bastardi

Filmin çekimleri, geçtiğimiz yıllarda “Metropolis” ve “The Blue Angel” gibi sinema tarihine damgasını vurmuş ünlü filmlerin çekildiği stüdyoda gerçekleştirilmiş.Böylece gerçekten filmde mekan anlamında çok büyük bir başarı yakalanmış ve o dönemin havasını olduğu gibi filmde görebiliyoruz.

Filmin bir de kendine özgü soundtrack albümü var.Geçtiğimiz günlerde bu albümü de biryerlerden bulup, dinleme fırsatı buldum.Filmin otantik yapısına uygun müzikler seçilmiş,değişik bir albüm olmuş.Bu albümün tanıtım videosunu yayınlamak isterim ;

Yorum yok